Avukat
erdaldoğa@gmail.com
Bütün hukuksuzluk yazıları gibi bu başlık altında yazı yazmak tahmin edileceği üzere pek iç açıcı değil. Fakat Ergenekon soruşturması konularının tek yanlı ele alınması, kamuoyunu milliyetçilik ve seçkinci ideoloji ile yanıltarak daha ağır koşullarda olan diğer on binlerce vaka ve kişiyi görülmez kılmaya çalışan hukuk, bellek yoksunu yaklaşımlar ve çabalar üzerine birkaç söz edilmesi zorunlu görünmektedir.
Modern kısasa kısas
Geçmişin kısasa kısas ceza uygulamasının bir tezahürü olan hapishaneler, içerisindekileri maddi ve manevi yönden ya yok ederek ya da sakat bırakarak bu vahşi kin misyonunu başarı ile yerine getirmektedir. Bu modern vahşi aracın kaldırılmasını istemek belki günümüz koşullarında çok romantik bir düşünce olarak değerlendirilebilir. Mevcut sistemde asgari ölçüde dahi mağdurun mağdurluğu giderilmediği halde, kin ve nefret izolasyonu ile yaratılan simülasyona sıkı sıkıya bağlılık ve inanç hali elbette ki bu düşünceyi romantik addedecektir. Sonuçta ne mağdurun mağdurluğu gerçek anlamda giderilmekte ne de bu yaptırımla cezalandırılan kişi o eylemi bir daha yapmaktan caydırılmaktadır. Ayrıca arzulanan toplumsal barış, huzur ve güven de bir türlü gerçekleşememektedir.
Özellikle yoğun güvenlikli özel tip cezaevlerinin (F tipleri gibi) infaz biçiminin bizatihi kendisi bir cinayet düzeneği olarak son on yıldır yaşamımızdadır. Zaten amaçlananın tersine hapishane düzeneği ile daha çok şiddet ve zanlı üretiliyor. Hapishaneler kapasitelerinin üzerinde dolup taşınca ya yeni hapishane yapılması gündeme geliyor ya da yeni zanlılar için ihtiyaç nedeniyle eskilere tahliye yolu gözüküyor. Haliyle yeni bir af yasası çıkarılması da kaçınılmaz oluyor.
Hapsi, hapishane gerçeğini yalnızca soyut ceza maddeleri ile Hollywood yapımlarından bilen hâkim ve savcıların da bu kadar fütursuzca bu uygulamaya başvurması hem bu yüzdendir hem de bir nevi gücünü yenilemesidir. Yargı erklerinin bu kararları ile egolarını şişirmelerinin bir başka nedeni ise hak kavramına ve halka yabancılaşmış olmalarıdır. Hukuk merkezlerine koydukları kutsal devlet milliyetçiliği söz konusu olduğunda onlar için kişi özgürlüğü ve hakkı birer teferruat ya da birer efsanedir.
Haberin devamını okumak için tıklayın.