1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:08
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  

Güler Zere ve yaşam hakkı üzerine - Taraf / herTaraf - Istanbul - 29.07.2009

Güler Zere ve yaşam hakkı üzerine   BARAN ÖZTÜRK* / Güler Zere’nin durumu kötüye gitmektedir ve biz birinin daha yitip gitmesine seyirci kalmaya devam ediyoruz. Bu, insan hayatına “kazara” da olsa ufak bir saygı geliştirivermiş hiç kimsenin karşısında sessiz kalamayacağı denli ağır bir yaşam hakkı ihlalidir.

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült


Güler Zere ve en az onun mustarip olduğu ağırlıkta bir hastalığı paylaşan daha onlarcasının sağlık durumları, Adlî Tıp başta gelmek üzere sorumlu olması gereken/beklenen devlet kurumlarının korkunç sessizliği ve sol basının dışında kalan tek tük yayın organından başka hiçbir medya kuruluşunun bu felakete yeterli ilgiyi göstermemesi karşısında hızla kötüye gitmektedir. Öyle ki, hasta tutsakların birçoğu için uygun koşullarda tedavi ümidi neredeyse ortadan kalkmış, talepler yaşamlarının son zamanlarını dışarıda sevdikleriyle birlikte geçirmeleri yönünde yoğunlaşmıştır. Bu, insan hayatına “kazara” da olsa ufak bir saygı geliştirivermiş hiç kimsenin karşısında sessiz kalamayacağı denli ağır bir yaşam hakkı ihlalidir.

Eğer gerçekten bir sessizlikse bu süre giden, bunu insanların olan biten karşısındaki müthiş şaşkınlıklarına, gırtlaklarında biriken çığlıkları düğümlerinden koparmadan hemen önce uzadıkça uzayan bir yutkunma nöbetine bağlıyorum; aksi hali tahammül gücümün ötesindedir.

Gözaltında kayıpların, işkencelerin, yargısız infazların, idamların havada uçuştuğu 1980 dönemine içeriden tanık olan ve Sol’a astıkları heybelerinde pek çok kan donduran hikâye barındıran bir ailenin çocuğu olarak, aktif siyasî mücadelenin ve devletin, kendi çıkarını tehdit eden her nevi politik kampa yaşattığı felaketin vardığı ve varabileceği boyutlara olan aşinalığım, devlet fikrine felsefî olarak karşı duran siyasal tavrım vb. pek çok etken dahi bugün karşımda duran manzarayı “eşyanın tabiatı” olarak göğsümde yumuşatmama yetmiyor. Tüm bunlar beni alıp yaşamsal sorularla cebelleşeceğim bir uçurumun kıyısına sürüklüyor:

“Benim yaşımda tutsak edilen ve kimsenin dönüp de bakmadığı hastalıklarla malûl yaşamlarını dört duvar arasında sonlandırmalarına sessiz kalınan tutsakların da ötesinde, 15-16 yaşındaki çocukların terör örgütü mensubu oldukları suçlamasıyla topluca cezaevlerine kapatıldığı ve kimsenin olan biteni garipsemediği şu tarihsel kesitte gündelik rutinimi ne denli rahatça sürdürebilirim? Anlamlı olan ne kalıyor, ben söyleyeceklerimi susmaya zorlandıktan ve susturulup öldürülenlere de yutkunarak seyirci kaldıktan sonra...”

“Yaşam hakkı” başlığı altında kümelenen tüm bu sorular solun etik sorularıdır ve herhangi bir eyleme kapı açmadan dahi resmî zihniyet nezdinde suç teşkil ederler; zira isyanın habercisidirler. Devlet bu soruları sordurmaz çünkü cevapları bir paket halinde toplumsal hayatımızın her noktasına serpiştirilmiştir. Süleyman Demirel’den, Tansu Çiller’den, Kenan Evren’den vs. vecizelerle örneklendirmeye lüzum yok. Lakin bir dönem işlevsel olan “Devlet, millet, vatan” içerikli meşrulaştırıcı tüm klişeler, artık paldır küldür ilerleyen tarihin hükmüne boyun eğiyorlar, eğecekler. Teknolojinin, iletişim ve bilişim imkânlarının geldiği noktada öğrenci gençliği başta gelmek üzere pek çok kesim, istediği bilgiye, dokümana, malumata istediği oranda istediği an ulaşmaya muktedirdir. Yani, ne resmî eğitime ne de ulus devletimizin bizim için düşünüp sınırladığı eylemlilik haline muhtacız. Üstelik bunca yılın birikimi ve mücadele geleneği, birini diğeriyle kıyaslayacağımız pek çok somut örnek ve düşünsel damar, mefhum vs. de sağlıyor bizlere. Yani resmî zihniyet, tatminkâr cevaplar verdiğini düşündüğü soruları boğazımıza dizerek kaçınılmaz bir isyanın taşlarını kendi elleriyle döşüyor. Velhasıl, artık devletin çizdiği sınırların, devletin dayattığı Sağ’ın ve Sol’un ötesinde bir ‘ilişiklik’ halindeyiz. Tarih bunu şart koşuyor. Geriye kalan, kuvveyi fiile dönüştürmektir.

Ahmet Altan defaatle yazıyor: “Toplum artık değişti”. Bize düşen, bu teze dair emareleri cisimleştirmek oluyor. Bunu ne devlet kurumlarından, ne de mevcut hükümet dahil herhangi bir iktidardan bekleyebiliriz; bu, halkın kendi inisiyatifiyle gerçekleşmelidir.

Meseleye dönersek, devletin “halklara rağmen” bekasından başka hiçbir kaygısı, imanı, varoluş anlamı olmayan ve köhnemiş bir modernizm hayalleri mezarlığında koca bir ülkeyi ‘hazır ol’da tutan Kemalist statükonun devlet geleneğimize ve kolektif ezberimizin devletçi damarına armağanıdır Güler Zere ve benzer durumda olan hasta tutsakların karşısındaki bu “resmî” sessizlik. Ama asıl kötü olan, değişimin/dönüşümün öncüsü olduğu iddiasıyla yıllardır solu esir aldığı yetmezmiş gibi Marksist literatürün de kimyasını bozan ‘ulusalcı’ damarın, bu sessizliğin kuyruğuna takılıp özgürlükçü demokratik sivil hareketlerin de soluğunu tıkamasıdır. Bu coğrafyada hâlâ tam teşekküllü bir burjuva devrimini dahi gerçekleştirememiş ve ‘halka rağmen’ şekillenen yapısı zaman içinde hızla yozlaşmış tepeden inmeci bir hareketin ‘ilerici unsur’ taşıyabileceğine iman eden, bu nedenle kendilerini solda gören bir kamp cirit atmaktadır.

CHP, İP, TKP, HKP, Türk Solu ve benzerleri hep bu cümledendir ve hasta tutsakların yaşam hakkı üzerine söyleyecek tek bir sözleri yoktur. Artık ağızlarının kiri olmuş anti-emperyalizm ezberinden öte hiçbir siyaset üretememeleri bile solun ufkundan çekilip gitmeleri için yeter nedendir.

Bilindiği üzere, Batı’da burjuvazi hiçbir şey yapmadıysa da toplumsal algıda “yaşam hakkı” diye bir mefhum yeşertti; bu içselleştirildi. Kapitalizm, pratikte bu hakkı ekonomik ayrıcalığa sahip kesimlerle sınırlandırmasına rağmen, teoride yasalar yoluyla bunun herkes için geçerli olduğunu iddia etmeye ve bu yönde gerçekçi illüzyonlar üretmeye muktedirdir. Lakin Türkiye’deki konjonktür için bunu bile söyleyemiyoruz, gülünç değil mi? Devlet ve pozisyonu ayan beyan ortadadır; ‘muasır medeniyet’ezberiyle tıka basa dolu bir rejimse mevzubahis, oluşabilecek en ilkel manzaradır. AKP de mevcut meseledeki sessizliğiyle bu pozisyonu paylaşmaktadır.

Şu noktada iş (her zaman olduğu üzere) devlet aygıtı ve parlamentodaki partilerden bağımsız olarak inisiyatif almaya ehil halk güçlerine kalmıştır. Güler Zere’yi yaşama hakkından mahrum bırakan, onun o iç burkan fotoğraflarda gördüğümüz hasta halini bile ‘dışarısı’ için kâfi oranda tehlikeli bulan bir zihniyet, kendini sol addedenlerden evvel halklar tarafından mahkûm edilecektir; ümidimiz, sevincimiz, beri yandan sol adına üzüntümüz de işte hep burada; tarihin bir çirkin şakası daha.

* Antropolog / ozturk.brn@gmail.com

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

Diğer haberler:
 
Diğer Her Taraf Haberleri:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  Risale-i Nur bağlamında Anayasa değişikliği
  Referandum metni ne diyor, söylemleri ne diyor
  Halk 12 Eylül’de neyi oylayacak
  VESAYETE HAYIR DEMOKRATİK DEĞİŞİME EVET
  Paket ‘kamu çalışanına’ grev yasağı getirmiyor
  BM sadece ‘başörtüsü yasağı’ndan bahsetmedi

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Haber: Güler Zere ve yaşam hakkı üzerine
03.09.2010 06:08:18