1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 09 Şubat 2012 Perşembe 01:28
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  

Haydi, Türkler okula: Şimdi ‘geri öğrenme' zamanıdır - Taraf / herTaraf - Istanbul - 04.11.2009

Haydi, Türkler okula: Şimdi ‘geri öğrenme’ zamanıdır   MEYDA YEĞENOĞLU * / İki Dil bir Bavul filmini Çalıkuşu veya benzerlerinden ayırt eden özellik işte tam da burada ortaya çıkıyor. Anadili Kürtçe olan Kürt köyünde hiçbir ilişki kurmadan sadece bir misyoner edasında bir öğretmen olarak var olmaya çalışırsak, nasıl sorunlar yaşayabileceğimize de tanık oluyoruz.

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült


İki Dil Bir Bavul
filminin vizyona girişini sabırsızlıkla bekliyordum. Nihayet bu çok önemli bulduğum filmi izleme keyfine ulaştım. Filmin önemi basitçe bugün Türkiye konjonktüründe Kürt meselesinde yaşanan gelişmelerden kaynaklanmıyor. Bu film bizi başka bir etik ve politik konum almaya teşvik ettiği için ayrı bir değer ve önem arz ediyor.


İlişkisizliğe dayalı bir ilişki

Dil ve dilsel iletişim filmin temel meselesi. Dil ise iki insanın/grubun/halkın arasında etik, politik, duygusal, entelektüel veya herhangi bir ilişki kurulabilmesinin ilk ve en temel koşulu. Dilsiz bir ilişki tahayyül etmek mümkün mü? İlişkisizliğe dayalı bir ilişki nasıl bir ilişki ima eder? İki Dil Bir Bavul işte bu ilişkisizliği kendisine dert edinmiş bir film. Ama her ilişkisizliğin aynı anda bir ilişki içerdiği, belli bir ilişki kurma biçimini ima ettiğini de söyleyebiliriz. Türkler ve Kürtler arasındaki bu ilişkisiz-ilişkililik seksen yıldır ilişki içinde yer alan bu iki gruptan birinin, yani Türklerin Kürtlere hep bir şeyler öğretmeye çalışması biçiminde oldu. Adeta Batı dünyasının kendine biçtiği ‘medenileştirme misyonu’ gibi, Türkiye Türklerinin de Kürt nüfusu ile ilişkisel olmayan bu ilişki biçimi hep medenileştirme, eğitme ve dolayısıyla da kendine benzetme misyonu ile şekillendi, yapılandı. Beyaz adamın külfeti gibi, medeniyet taşımanın kamburu hep Türklerin omzunda oldu!

Hiç tanımadığı ve muhtemelen o köye gittiği güne kadar da Kürtçeyi beyaz ve Batılı Türk olan birçoğumuz gibi hiç duymamış olan öğretmen Emre, yine birçoğumuz gibi gittiği, o ücra Kürt köyünden öğreneceği bir şey olabileceğini düşünmüyordu elbette. Medeniyetten nasibini almamış bu ücra Kürt köylülerinden öğreneceği ne olabilirdi ki? O, bu ilişkide öğreten olmaktan başka nasıl konumlanabilirdi ki? Zaten orada bulunuş amacı da bir öğretmen olarak öğretmek değil miydi?

Filmin öneminin kaynaklandığı nokta bize anadili Kürtçe olduğu için Türkçe müfredata sahip olan okulda (bir başkası var mı ki?) bir dizi zorluk yaşayan çocukların yaşadığı sıkıntıları anlatması değil, içinde bulunduğu ortamın dili olan Kürtçeyi bilmeyen Batılı Türk Emre öğretmenin sıkıntısını anlatmasıydı. Film sıkıntının odağını Kürt çocuklardan ziyade (Kürt öğrencilerin öğretmen Emre’nin biçare çabaları karşısındaki tatlı kayıtsızlıkları filmin en can alıcı noktalarından birini oluşturuyor) Türk öğretmene çevirmesi sayesinde film çok önemli bir noktaya işaret ediyor: Bir Türk olarak Kürt köyünde öğrencilerinle ilişki kurabilmenin önkoşulu sadece onların senin dilin olan Türkçeyi değil, senin de onların sahip olduğu başka bir dili öğrenmendir.

Haberin devamını okumak için tıklayın.

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

Diğer haberler:
 
Diğer Her Taraf Haberleri:
 Yeni Anayasa yapılabilir mi
 DKAB derslerinin AİHS’ne aykırılığı ve ‘dindar nesil’ meselesi
 Hey gidi Sanasaryan Han!
 İç sesim bana hesaplaş dedi
 Yüzü kara olanın eli kara çalar
 Ulus, liberalizm ve Kürt sorunu
 STATÜ MESELESİ
 Kürt meselesinde inadın bedeli

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Haber: Haydi, Türkler okula: Şimdi ‘geri öğrenme' zamanıdır
09.02.2012 01:28:53