|
|
PROF. MUSTAFA ERDOĞAN * / Oysa, AKP iktidarı demokrasiyi vesayetten kurtarmaya çalışırken hukuka saygı konusunda yeterince özenli davranmıyor
|
Modern demokratik devletler aynı zamanda birer “hukuk devleti”dirler veya öyle olmak iddiasındadırlar. Bu iki ilke birbiriyle öylesine iç içe geçmiştir ki, çoğu kimse “hukuk devleti”nin demokrasinin tanımında zaten mündemiç olduğunu sanır. Oysa bu kavramsal-teorik olarak doğru olmadığı gibi, tarihsel gerçekliğe de uymaz. Nitekim, anayasal devlet ve hukukun üstünlüğü ile demokrasi arasındaki gerilim günümüz siyaset ve anayasa teorisinin en hararetli tartışma alanlarından biridir.
Gerçekten de, “demokratik” yönetim, demokratik çoğunluğun uygun gördüğü her şeyi yapabileceği zehabıyla, “hukukilik”in gözardı edilmesi ölçüsüne vardırılabileceği gibi, “hukukun üstünlüğü” de yozlaşıp “hukukçuların üstünlüğü”ne dönüşebilir. Birinci sapmanın toplumu götüreceği yer çoğunluk baskısıdır. Hukukun üstünlüğüyle ilgili ikinci sapma ise yargının demokratik karar-alma mekanizmalarını bloke etmesine veya demokratik kurumlar üstünde bir vesayet kurmasına yol açmak olabilir. Her iki ihtimal de elbette arzu edilir olmaktan uzaktır. Çünkü, medeni bir yönetim için aynı anda hem demokrasiye hem de hukukun güvencesine ihtiyacımız var: “Demokrasisiz hukuk” kadar, “hukuksuz demokrasi” de hür ve medeni bir toplumun ihtiyaçlarıyla bağdaşmaz.
Türkiye yakın zamanlara kadar “demokrasisiz hukuk” dediğim duruma benzer bir sistem altındaydı. Sivil ve askerî vesayetçi kurumların demokratik çoğunlukların halktan aldıkları “vekâlet”in gereklerini yerine getirmelerini engelleyebildikleri bu sistemde, yüksek yargı istediğinde demokratik karar mekanizmalarını bloke edebiliyor, hatta zaman zaman seçilmişlerin yerine kendisi karar alabiliyordu. Ancak, bu anormal durum artık sona ermek üzeredir; çünkü, AKP hükümeti son yıllarda bu vesayetçi kurumları geri püskürtme konusunda epeyce mesafe almayı başardı.
Bu nokta sistemin normalleşmesi bakımından elbette önemlidir, ama aksi yönde bir anormalliğe neden olmamak kaydıyla. Yani, demokrasiyi kayıralım derken, hukuku devre dışı bırakmamalıyız. Oysa, AKP iktidarı demokrasiyi vesayetten kurtarmaya çalışırken hukuka saygı konusunda yeterince özenli davranmadığı için, şimdi de siyasal sistem yeni bir arazın eşiğine gelmiş bulunuyor. Bu arazı, en hafif tabirle, “hukukilik kaygısının kaybolmaya yüz tutması” veya “hukukun üstünlüğü hassasiyetinin zayıflaması” olarak adlandıracağım.
Nitekim, epey bir zamandır iktidar partisi çevrelerinde ve hükümetin memurlarında çoğunluğa dayanmanın verdiği meşruluk ve gücü aşırı bir kendine güven duygusuyla kullanma eğiliminin var olduğu gözleniyor.
Haberin devamını okumak için tıklayın.