|
|
Çetin Doğan cuntası, darbeye direnebilecek 200 bin kişiyi Şükrü Saraçoğlu ve Burhan Felek statları ile Ümraniye Netaş tesislerine doldurmayı planlamış
|
Padişah Üçüncü Selim’in Nizam-ı Cedid Ordusu için yaptırdığı Selimiye Kışlası, inşa edilmesinden tam iki asır sonra, 2002 kışında yine hareketli günler yaşıyordu. Bu kez “gayrı nizami” bir hareketlilikti söz konusu olan.
Selimiye’yi karargâh olarak kullanan Birinci Ordu’nun Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, 3 Kasım 2002 seçimlerini kazanarak tek başına hükümet kuran AKP’yi “düşman” bellemiş ve yönetimden düşürülmesine karar vermişti. Bu amaçla Aralık 2002’de bir darbe planı hazırlattı ve buna “Balyoz Güvenlik Harekât Planı” adını verdi.
Söz konusu planın, giriş, genel durum ve maksat fasıllarını Taraf dün yayımladı. 20 Ocak 2010 tarihli gazetemizde ayrıca, Balyoz Darbesi’ne zemin hazırlamaya yönelik Çarşaf, Sakal ve Oraj planlarının ana hatlarına da yer verdik.
Bugün, kaldığımız yerden, Balyoz Harekât Planı’nın hikâyesine devam ediyoruz. Planın nasıl hazırlandığını, neleri kapsadığını, nasıl hayata geçirilmesinin hedeflendiğini, darbe sırasında ve sonrasında yapılacak operasyonların ve hedef alınan şahısların dökümünü bu sayfalarda okuyacaksınız.
Tek bir irticacı kalmayacak
Balyoz Harekât Planı’nın altına “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı” sıfatıyla imza atan Çetin Doğan, bu planı, Türkiye çapında sıkıyönetim ilanı sağlandıktan sonra, “AKP hükümetini devirecek bir karar ve eylemler bütünü” olarak tahayyül etmişti. Bu karar ve eylemleri, Kara, Hava, Deniz kuvvetleri ve Jandarma’ya mensup subayların çalışmasıyla hayata geçirmek için binlerce sayfalık plan, emir ve fiş hazırlatmakla kalmadı. Bir de, Selimiye’de “rutin” görünümlü seminer düzenleterek, katılan 29’u general toplam 162 subayla birlikte masa başında darbe provası yaptı.
Bu seminerin kesintisiz ses kaydı ve 175 sayfalık teyp dökümü Taraf’ın elinde ve bunun geniş bir özetini bugünkü dokuzuncu sayfamızda bulacaksınız.
Şimdi gerek bu seminerde konuşulanlara kulak vererek, gerekse seminerin rehber metni olan Aralık 2002 tarihli Balyoz Harekât Planı’na bakarak, Orgeneral Doğan ve arkadaşlarının nasıl bir darbeye heves ettiklerini anlamaya çalışalım.
Balyoz Planı’nın dünkü gazetede de kısaca aktardığımız “Vazife” bölümünde, gayet net bir darbe görevlendirmesi vardı; kısaca hatırlayalım: “Harekât derhal, AKP hükümetini iktidardan uzaklaştıracak ve mevcut irticai yapılanmayı şiddetle bertaraf ederek, belirlenen kadroları iktidara getirerek laik devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis edecektir.”
Bu ifadelerden sonra, planın “icra” bölümü başlıyor ve en tepede, harekâtın maksadı, “laik demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri, bir daha hortlamamak üzere ebediyen ortadan kaldırarak laik devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek” diye tanımlanıyor.
Devamındaki bölüm, ordu içindeki bir grubun “irticacı” tabir ettiği ve “düşman” saydığı AKP ve yandaşlarına karşı nasıl topyekûn bir imha hareketi planladığını kanıtlıyor. Plandan okuyalım:
“Bu maksadın tahakkuku için; Ulu Önder Atatürk’ün ‘Söz konusu olan vatansa gerisi teferruattır’ veciz sözü ile emrettiği üzere; demokrasinin tamamı ile askıya alınması da dahil olmak üzere nihai amaç olan irticai yapılanmanın tek bir ferdi dahi kalmayacak ve bir daha hortlamayacak şekilde ortadan kaldırılıncaya kadar gerekli her türlü tedbir alınacaktır.”
Resmî/gayrıresmî yurtseverler
Planın devamında AKP hükümetine karşı hareketin genel bir tarifi var:
“Öncelikle ve acil olarak, AKP yönetiminin tasfiyesi ve işbirlikçilerinin saf dışı bırakılması maksadıyla, harekât alanının şekillendirilmesi de dahil olmak üzere, resmî/gayrıresmî tüm yurtseverler seferber edilecek, başta Silahlı Kuvvetlerin imkân ve kabiliyetleri olmak üzere maddi ve manevi tüm güçler kullanılacak. Özellikle, gözaltına almalar ve yağma talan, gasp ve milli serveti tahrip gibi eylemler sırasında ikazlara uymayanlara karşı, Silahlı Kuvvetlerin gücünü çok kısa sürede hissettirecek sert uygulamalara başvurulacak. İkinci aşamada, belirlenen kadrolar işbaşına getirilecek, bölücü ve irticacı kadroların şiddetle ve derhal bertaraf edilmesi için, gerekirse özel yöntemler devreye sokulacak.”
Yargıç, diplomat, gazeteci Yukarıdaki bölümde yer alan “resmî/gayrıresmî tüm yurtseverler seferber edilecek” ifadesi özellikle önemli. Zira Balyoz Darbe Planı’nın Taraf’ın elde ettiği beş bin sayfayı aşan belgeleri arasında, sadece askerî personele verilen “darbe öncesi ve sonrası görevler” anlatılmıyor.
Bu belgeler, “resmî” yurtseverlerin ve düşmanların kimler olduğunu yansıtır şekilde, üst düzey bürokratların “olumlu/olumsuz” ya da “faydalanılıyor” türü ifadelerle fişlendiği listeleri de kapsıyor.
Örneğin, 116 Yargıtay üyesi bu kapsamda tek tek fişlenirken, “Gizli” damgalı “Birinci Sınıf Kamu Görevlileri ve Destek Durumları” başlıklı belgede birçoğu büyükelçi seviyesindeki toplam 112 diplomat, “kullanılabilir; bundan sonra da kullanılmalı, yakın teması var, etkili yerler için değerlendirilecek; meslekte başarısız, desteklenmeli”; ya da “filancanın akrabası, olumsuz; kumar ve alkol problemi var” türü ibarelerle tek tek notlanmış.
Yine bu listelerde, hangi yargıçların tasfiye edileceği, hangilerinin sıkıyönetim mahkemelerinde görevlendirileceği, kimin darbeye yardımcı, kimin engel olacağına işaret eden notlar da yer alıyor.
Aynı şekilde, hemen tutuklanacak Başbakanlık bürokratları ve görevden alınacak ya da yerinde bırakılacak valilerin tam listesi mevcut.
“Gayrıresmî yurtseverler” kapsamında ise, hem gazeteciler hem de sivil halktan, her meslekten şahısla nüfus bilgileriyle birlikte listelenmiş. Darbeye yardımcı olması muhtemel şahıslar “iltisaklı birinci öncelikli sivil kişiler” başlıklı ve bir kontrgerilla örgütlenmesini çağrıştıran kapsamlı bir listede yer alıyor.
Ayrıca “harekât planına kamuoyu desteği sağlanmasında faydalanılacak medya mensupları” başlığını taşıyan 137 kişilik bir liste de var ve bu listeyi bugün yayımlıyoruz. Bir diğer liste ise yine on ikinci sayfamızda bulabileceğiniz 36 gazetecinin adından oluşuyor ki onlar “darbeden sonra ilk tutuklanacaklar” olma ayrıcalığına sahip.
Kilit makamlara asker
Balyoz Harekâtı’nın tam teşekküllü bir darbe planı olarak tasavvur edildiği, planın ve eklerinin askerin yönetime el koyması sonrasındaki görevlendirmelerle ilgili ayrıntılarda da açıkça görülüyor. Bu kapsamda hazırlanan ve yargı dahil sivil bürokraside kimin nereye atanacağını, kimin görevden alınacağını ve kimin tutuklanacağını gösteren listeler Taraf’ta mevcut. Bu listelerin arka planındaki anlayış ise Balyoz Planı’nda şöyle ifadesini bulmuş:
“Devlet otoritesi hâkim kılınıncaya kadar kamu görevlerinin ifâsı için asker ve sivil şahıslar atanacaktır.
Haberin devamını okumak için tıklayın.