|
|
Yapı Kredi Genel Müdürü Açıkalın, krizde Türkiye’nin yüzde 6 küçüldüğünü belirterek, 2010’da IMF ile anlaşılması halinde OECD’nin yaptığı yüzde 3.75’lik büyüme tahmininin artabileceğini söyledi
|
Yapı Kredi Bankası Murahhas Aza ve Genel Müdürü Faik Açıkalın, Türkiye’yi 2010’da daha iyi bir yılın beklediğini, OECD’nin yaptığı yüzde 3.75’lik büyüme tahmininin IMF ile anlaşma sağlanması halinde daha da artabileceğini söyledi. Ege Sanayiciler ve İşadamları Derneği’nin toplantısında konuşan Açıkalın, krizde ülkenin yüzde 6 küçüldüğü bir ortamda kredilendirme oranının yüzde 5 arttığını, ancak firmaların bilanço kalitesinin olumsuz etkilenmesi, teminatların eski niteliklerini yitirmesi gibi nedenlerle, kredilendirmenin beklenen oranda gerçekleşmediğini ve takipteki alacakların yüzde 55 arttığını kaydetti. Açıkalın, önceki krizlerden ders alan işletmelerin faaliyetlerini daralttığını, dolayısıyla işsizliğin arttığını ve bankaların kredi kartı probleminin de yüzde 4.5’ten yüzde 11.5’e ulaştığını dile getirdi. Açıkalın, kriz nedeniyle yatırımların ertelendiğini, bu paranın mevduat olarak değerlendiğini, bankaların da bunu hazine bonosunda değerlendirdiğini belirterek, “Bankacılık sisteminin yılı 20 milyar dolar karla kapatacağı bekleniyor” dedi.
Piyasanın tansiyonuyla oynamayın
Açıkalın, IMF anlaşmasına ilişkin olarak da şu değerlendirmede bulundu: “IMF kredisi fazla uzadı, bu kadar uzamasına hiç gerek yoktu. Zamanında alınıp veya alınmayıp geçilmeliydi. Her ne yapacaksanız yapıp kapatsaydınız. Piyasaların tansiyonunu oynatmasaydınız. Geçen yıl bu vakit bu soruyu sorsaydınız muhakkak ki cevabım evet olurdu. Cari açığın nereden kapanacağı hakkında en ufak bir fikrimiz yoktu. Fakat öyle bir noktaya geldi ki iş, krizin hammadde fiyatlarını indirmesiyle bu yılı 45 milyar dolar yerine 14-18 milyar dolar arası cari açıkla kapatma gündeme geldi. Bu cari açık, Türkiye’nin ekonomik büyüklüğüne ve gelir kompozisyonuna bakıldığında kapatılabilir görünümde. Merkez Bankası’nın 18.5 milyar dolar civarında net hata noksan kalemi var. Sadece bu Türkiye’nin bu yılki açığını kapatmaya yetiyor. Türkiye makroları açısından böyle bir fonlamaya ihtiyaç duyar mı diye sorulursa cevabım hayırdır. Eğer Türkiye’nin büyümesine katkı verecek, rekabet gücünde biraz daha arkasından rüzgar verecekse o zaman elbette önemli olan büyümedir. ‘İthalatçılar istiyor, ihracatçılar istemiyor’ şeklinde değil Türkiye’nin büyümesi açısından değerlendirmekte fayda var. Büyümenin daha iyi olması için IMF programı gibi, ülkenin öngörülebilirliğini artıran bir programa girmenin faydası var.”
Ekonomik ve politik istikrar
Açıkalın, Moody’s’in not arttırımına ilişkin olarak, makro dengelere ve diğer ülkelerin değerlerine bakıldığını Türkiye’nin notunun biraz daha yükseltilmesi gerektiğini, artışa rağmen Türkiye’nin notunun yatırım yapılabilir seviyede olmadığını gördüklerini kaydetti. Açıkalın, 2010’un Türkiye için bir taraftan krizin devam ettiği, diğer yandan büyümenin yaşanacağı bir yıl olacağını, toparlanmanın kolay görünmediğini ve uzun süre alacağını belirterek, “Krizden çıkışı gösterecek harf ne olacak bilmiyorum ama çok süre olacak o kesin” dedi. Açıkalın, 2010’un iyi geçmesinde en önemli şartın ekonomik ve politik istikrar olduğunu belirtti. Erken seçim tartışmalarının istikrar konusunu tekrar akıllara getirdiğini belirten Açıkalın, seçimlerin demokrasinin gereği olduğunu, dolayısıyla erken veya zamanında bir seçimin politik istikrarsızlığa yol açması gibi bir varsayımın demokratik kurallar içinde çok haklı olmayacağına inandığını ifade etti.