|
|
ZEYNEP TANBAY* / Yıllarca kandırılmış olmaya; devlet, hükümet, ordu ve medya tarafından söylenen yalanlara muhattap kalmaya; ilkokuldan itibaren başlayan inkâr politikalarına zorla ve ısrarla inandırılmaya isyan ediyorum
|
Cumhurbaşkanı, Başbakan ve kamuoyuna;
Bu memlekette yaşayan bir yurttaş olarak, yer altından çıkan kemikler, kuyularda bulunan cesetler, toprağa gömülmüş cephanelikler ülkesinde yaşıyor olmaya isyan ediyorum.
Yıllarca kandırılmış olmaya; devlet, hükümet, ordu ve medya tarafından söylenen yalanlara muhattap kalmaya; ilkokuldan itibaren başlayan inkâr politikalarına zorla ve ısrarla inandırılmaya isyan ediyorum.
Genelkurmay Başkanlarının “ayağını frende” tutmasına; savcı ve yargıçların suçluları serbest bırakmasına; Cumhurbaşkanı’nın “kimliğini” ispat etmeye çalışmasına; Başbakan’ın Filistinli çocukları düşünüp, Diyarbakırlı çocukların hapislerde sürünmesine izin vermesine isyan ediyorum.
Güneydoğu’da askerler ve devlet görevlileri tarafından işlenen cinayetlere; Kürt halkına yapılan vahşete; Jitem’in katlettiği 11 köylünün gerçeğini 13 yıl sonra öğrenmeye; on binlerce Kürt yurttaşın “kayıp” olmasına, katledilmesine; bütün bu katliamları devlet ve askerin beraber yapıp, beraber örtbas etmesine isyan ediyorum.
Hrant Dink’i ölüme gönderen fikir babalarına; onu hedef göstermiş basına; ırkçı, milliyetçi, katil yetiştiren bu sisteme, bu devlete; cinayetin soruşturması için kapıları sonuna kadar açmayan iktidara ve adalete isyan ediyorum.
Ergenekon soruşturmasıyla tutuklanan orgeneralleri tahliye eden 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne; Jitem’le ilgili soruşturmaların önünü kesen Genelkurmay’a; karanlık, pislik, yalan, kumpas, vahşet tünelinden çıkmamızı önleyen gönüllü Ergenekon avukatlarına isyan ediyorum.
Normal bir memlekette, normal bir insan gibi yaşayamadığıma isyan ediyorum.
Yorgun düştüm anormali normalmiş gibi yaşamaya karşı çıkmaktan!
Yorgun düştüm bütün bu katliamlara, vahşete, yalana dolana tanıklık etmekten.
Yorgun düştüm, 10 yaşındaki oğluma her sarılışımda, devletin vurduğu 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ı düşünmekten; taş attıkları için 23 yıla kadar hapisle yargılanan Diyarbakırlı çocukları düşünmekten; onların annelerini, ailelerini düşünmekten; ne yapacağımı bilememekten, çaresiz kalmaktan yorgun düştüm.
Hangi normal anne, çocuğunun hapiste fare kuyruğu çıkan yemeği yemesi, cinsel tacize uğraması karşısında hâlâ normal kalabilir?
Hangi normal kadın, kocasının ve oğlunun devlet tarafından alınarak “kayıp” olması ve yıllar sonra kuyulardan çıkan ölüleri karşısında hâlâ normal kalabilir?
Hangi normal insan, yaşadığı ülkenin topraklarının altından ve üstünden bu kadar pislik ve vahşet çıkması karşısında hâlâ normal kalabilir?
Evet, normal bir memlekette, normal bir insan gibi yaşayamadığım için isyan ediyorum!
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ve Başbakan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum;
Yeter artık! Bütün bu olup bitenleri size verilen demokratik yetkiye dayanarak, kökünden kazımanızı, sonuna kadar taviz vermeden üstüne gitmenizi istiyorum.
Yurttaş olarak bunu talep ediyor ve bu konuda atacağınız her olumlu adımda, ben de sokakta adım atacağım ve size destek vereceğim diyorum.
Kamuoyuna sesleniyorum;
Benim gibi hisseden bütün anneleri, kadınları ve tüm yurttaşları bu pislik karşısında sessiz olmamaya çağırıyorum.
14 Şubat saat 12:00’de, Galatasaray’ın önünde yeniden toplanmaya karar veren Cumartesi Anneleri’ne katılalım ve her Cumartesi orada olalım diyorum.
Gözaltında “kayıp” edilenler için, göz önünde kaybettiklerimiz için, göz göre göre kaybolacaklara karşı çıkmak için!...
*Dans sanatçısı / zt@zeyneptanbay.org