1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 08 Şubat 2012 Çarşamba 07:48
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  

Kabul kültürü ve paradigması - Taraf / herTaraf - Istanbul - 08.02.2010

Kabul kültürü ve paradigması   AZAD BARIŞ * / Kürtler tarafından istenen haklar zaten halklar hukukuna denk düşen genel hak kabullerinin ötesine giden şeyler değildir.

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült


Kabul, bir olguyu bütün özelliklerini ayırmadan, reddetmeden ve sıkıntı yaratmadan kabul etme eylemi olarak tanımlanabilir. Haliyle, böylesi bir kabul tanımı ve onu kültürle bağdaştıran olgunun oluşması durumunda kabul etme koşulu daha bütünlüklü ve olumsal bir hale gelir. Yani asıl sorun, inkâr ve şiddet eğilimi yerine, karşılıklı kabul kültürüne güvenmek ve sonrasında ne yapmak gerektiği konusunda evrensel geçerliliği olan birtakım beşeri normlara bağlı kalarak hayata devam etmektir. Kabul etme; her olguyu sindirip aşabilmek ve sonrasını düşünebilmek için gerekli olduğundan olumlu bir olgudur. Onun için “doğal kabullerin” temel dokularına zarar vermek ve belirsizlik içeren kavramlarla yarınları karartmaya kimsenin hakkı olmasa gerek. Buradan hareketle kabul kavramının yanı sıra tolerans terimine de ışık tutmak zaruri bir gereksim arz ediyor.  


Toleransın haddini aşan manası


Lakin tolerans her ne kadar sıkıntılı bir kavram olsa da, insan hak ve özgürlüklerinin, toplumsal barışın ele alındığı bir sav niteliği kazanmıştır, ama kavramsal yüklemi nedeni ile önkoşulsuz kabulle aynı değildir şüphesiz. Brockhaus’daki tanıma göre tolerans aynı toplum içinde yaşayan bireylerin ya da grupların veya farklı kültür çevrelerine ait toplumların kendi fikir, düşünce, inanç, anlayış ve yaşayışlarını istedikleri şekilde ifade etme serbestliği içerse de, kavramın sosyolojik ve kültürel gelişimindeki zorunlu göz yumma, katlanma, sıkıntı çekme gibi anlamları tamamıyla bünyesinden attığı söylenemez. Zira tolerans; hoşlanılmayan ve varlığı kabul edilmeyen fakat zorunlu –zamansal dengeler- olarak varolan şeylere karşı olumsuz bir tahammüldür. Büyük düşünür ve şair Goethe; küçük görme, alçaltma ve göz yumma şeklinde tanımlanan toleransın, çağdaş bir tolerans anlayışına yakışmayacağını ileri sürerek şu görüşlere yer vermiştir: “Siz kendinize eşdeğer ve eşit görmediğiniz birisini de tolere edebilirsiniz. Kendinizle eşit saymadığınız kölenizi, sizden daha aşağıda, korunmaya muhtaç bir zavallıyı da hoş (tolere) görebilirsiniz. Böyle bir yaklaşım eşitlik ilkesine terstir.”  


Öteki’ni eşit ve eşdeğer görmek


O halde tolerans, eşit ve eşdeğer görmeyi de içermek zorundadır. Bu düşüncelerin yer aldığı müzakerede, toleransın önkoşulsuz kabulle aynı olmadığı ve burada kullanılan kabul teriminin, toleransın çok ötesinde ve ondan çok daha kapsayıcı ve katılımcı doğası olduğu aşikârdır. Bahsedilen toleransın en çarpıcı örneklerinden biri de, devlet erkinin bu coğrafyanın esas sahipleri olan “azınlıklara” karşı Lozan’da mecburen gösterdiği tahammüldür. Böylesi bir kabulün kültürel mirasa dönüşmesinin mümkün olmadığı da yeterince açıktır. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana totaliter elementlerin zemini üzerinde bina edilen dayatma kültürünün sadece mahallî bir kesimde değil, toplum ve devletin çoğu katmanında yaygın olduğu da ayrı bir gerçektir.

Haberin devamını okumak için tıklayın.

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

Diğer haberler:
 
Diğer Her Taraf Haberleri:
 Yeni Anayasa yapılabilir mi
 DKAB derslerinin AİHS’ne aykırılığı ve ‘dindar nesil’ meselesi
 Hey gidi Sanasaryan Han!
 İç sesim bana hesaplaş dedi
 Yüzü kara olanın eli kara çalar
 Ulus, liberalizm ve Kürt sorunu
 STATÜ MESELESİ
 Kürt meselesinde inadın bedeli

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 08.02.2012
Ortadoğu
YA DA
Yasemin Çongar - 08.02.2012
Suriye’de Rus planı ve askerî seçenek
PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel - 08.02.2012
Taha Akyol: Amaç, muhalefetsiz bir rejim kurmak
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 08.02.2012
En samimiyetsiz iddia : ‘yersiz’ ve ‘zamansız’
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 08.02.2012
-
AÇILIM
Emre Uslu - 08.02.2012
-
MEO VOTO
Mithat Sancar - 08.02.2012
AKP: Hangi tarz-ı siyaset
SOLDUYU
Roni Margulies - 08.02.2012
Yehova ve Enkidu
TELESİYEJ
Telesiyej - 08.02.2012
Kapalı kapılar ardında konuşmayın sakın ve yaşasın tam demokratik Türk aileleri!
GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 08.02.2012
Hiç play-off’a girenle girmeyen bir olur mu!
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 08.02.2012
Piyasalar hâlâ ‘Ocak’ havasında
PARALEL HAYATLAR
Levent Yılmaz - 08.02.2012
Ali Artun’un Sanat Tarihi başöğretmeni olarak portresi
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 08.02.2012
Sürecin asıl kaybedeni Bursaspor ve Anadolu futboludur!
CADININ BOHÇASI
Esmeray - 08.02.2012
Biip RTÜK!..
İMZA
Kerem Altan - 08.02.2012
Etkisiz tepki
ŞARZÖR
Ayça Şen - 08.02.2012
Tin ve tiner işleri
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Haber: Kabul kültürü ve paradigması
08.02.2012 07:48:47