|
|
Y. DOÇ. DR. NEZİR AKYEŞİLMEN * / Totaliter Kemalist rejimin varlığını sürdürmek için güçlü bir toplumsal mühendislik aracı olarak kullandığı dış siyasette “komşularla alabildiğine sorun politikası”nı izlemiş ve Türkiye kendine has olan bir tanımla “üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili” bir ülke olmuştu
|
Totaliter Kemalist rejimin varlığını sürdürmek için güçlü bir toplumsal mühendislik aracı olarak kullandığı dış siyasette “komşularla alabildiğine sorun politikası”nı izlemiş ve Türkiye kendine has olan bir tanımla “üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili” bir ülke olmuştu. Son 30 yılda jakobenizmden uzaklaşıp demokratikleştikçe, dış politikada da çatışmanın yerini uzlaşma, mücadelenin işbirliği, ötekileştirmenin dostane ilişkiler almaya başlamıştır. Bu trend AK Parti hükümetleriyle daha da netleşti ve iç siyasette olduğu gibi dış politika da giderek bir sivilleşme sürecine girdi.
Ahmet Davutoğlu’nun geliştirdiği “komşularla sıfır sorun politikası”, “Proaktif dış politika”, “Merkez ülke” ve “Stratejik Derinlik Doktrini” Türkiye’nin dış politikasını son 10 yıldır şekillendiren kavramlar da, bu değişim sürecinin birer unsuru oldular. Fakat bu kavramlar yıllar öncesinin ortamı dikkate alınarak tasarlanmış olduğundan hükümetin, özellikle Davutoğlu’nun tüm iyiniyetine rağmen, ciddi etkileri oldu ama istenen sonucu veremedi. Bu tür politikalardan sağlıklı sonuç almanın en önemli şartı ülkeler arası kültürel, tarihi, dinî ve siyasi yapı benzerliğidir. Oysa bölge ülkeleriyle Türkiye arasında özellikle siyasi kültür (rejim) ve dinî (mezhepsel) yapı oldukça farklıdır ve çatışmaya zemin hazırlayacak güçtedir. Gelecekte dada açık ve net olarak bu farklılığın politik alana etkileri görülecektir.
Arap Baharı, ABD’nin bölgeden çekilmesi, Kürt sorunun geldiği nokta, bölgede oluşan yeni bloklar, ittifaklar ve oluşumlarla bundan sonra, aynı politikadan sonuç beklemek daha da zor gibi görünmektedir. Arap Baharı bölgede oluşturulan suni ülkelerin hem rejim hem de devlet krizinin bir sonucudur, dolayısıyla bu hareketlerin demokratikleşmeye evrilmesi zaman alacaktır. Daha önemlisi bu süreç tamamlandığında Ortadoğu haritası önemli bir oranda değişmiş olacaktır. Kimisi Sudan gibi gönüllü, kimisi de çatışarak ama kaçınılmaz son budur. Bugün geldiğimiz noktada komşularla sıfır sorun politikasından bahsetmek mümkün değildir ve bu Türkiye’nin suçu da değildir.
Haberin devamını okumak için tıklayın.