BDP PM Y. Üyesi
lergun@windowslive.com
Yaşamın basit ve pratik gerçekleri çoğu zaman dikkate alınmaz. Sorunlar en üst perdeden, olabildiğince teorik ve hayattan kopuk bir dille ele alınır. Kullanılan dil muğlaklaşır, retorik ön plana geçer. Örnekler, en dağdağalı sözcüklerle verilir, hakikatın hayatla tendon bağları kopar.
Kürt gerçekliğinin ve “Kürt sorununun” yok sayıldığı zamanlarda, bizim için hayat göreceli olarak daha kolaydı galiba. Kürt olmadığı ve Kürt kavramı tedavülde olmadığı için, Kürt’ü aşağılamak, Kürt’e ait olanı dejenere etmek de bu denli yaygın değildi. Ne de olsa yoktuk, yok olanı iztihza etmek, olmayanla ilgili toplumda negatif bir algı yaratmaya çalışmak gerekli bir uğraş değildi. Sistem, sadece “yok hükmünün” gerçekliğini ispatla kendini yükümlü sayıyordu. Olmayan birşeyin “kötü” olduğunu ispata çalışmak, varlığına delalet edeceğinden, Kürt sözcüğü ve ya kavramı sadece yasaktı.
Nicedir durum değişti. Şimdi Kürt’ün yokluğunu ispata çalışmanın abesle iştigal olduğu konusunda herkes hemfikir durumda. Artık varlığımızın kabulüyle ilgili yoğun bir teveccühe mazhar olmaktayız. İşte basit ve pratik sorunlarımızın hayatlarımıza dahil olduğu an, bu andır.
Öyle ya, var değilken, ansızın ortaya çıkan ve mevcut üzerinde hak talebi olan bir yapıdan söz ediyoruz. Bunca yıllık paradigmanın, kesinliği şüphe kaldırmaz doğruların ve bunun üzerine inşa edilen hamasetin tuzla buz olması hazmedilir birşey olmayacaktır.
Haberin devamını okumak için tıklayın.