|
|
Birbirlerini hiç tanımayan iki yazar... İkisi de farklı şeyler anlattı ve hiç biraraya gelmediler. Fransız Kültür Merkezi Samuel Beckett ve Nâzım Hikmet’i aynı sahnede Beckett/Hikmet adlı gösteride buluşturuyor.
|
FERHAT ULUDERE
Paris’e hiç gitmedim, gitmediğim için de üzülmedim hiçbir zaman, bundan sonra gider miyim onu da bilmiyorum, ama bilirim Paris’i... Sadece Paris’i olsa yine iyi, belki de Fransa’nın tamamını bilirim. Her dönemini okumuşumdur Fransız yazınından, her mahallesini düşlemişimdir Balzac romanlarından, Proust ile birlikte dönemin eğlencelerine katılıp kadınların peşinden koşmuşumdur. Sarter’ın anlattığı bunaltıyı yaşamış, Camus kadar kente ve hayata yabancılaşmış ve hiç gitmesem bile Charles Baudelaire ile birlikte çekmişimdir Paris sıkıntısını, Nerval’in kendini astığı lambanın altında sabah ben de beklemişimdir arkadaşlarıyla birlikte. Ama başkaları da vardır Paris’i bana anlatan, ya da başka yer anlatırmış gibi yapıp aslında Fransa’yı anlatan ve Fransız olmayan başkaları da vardır. Samuel Beckett mesela... Paris’te yaşamış bir İrlandalıdır, anadilini bir kenara bırakıp Fransızca yazmıştır romanlarını, hayır Fransızcanın çok iyi bir dil olduğundan değildir bu seçimi, o karakterlerini tam olarak bilemediği bir dilde anlatmayı sevmiştir her zaman. Çünkü bilmediği bir dilin kesik ve ritimsiz anlatımını karakterlerine yansıtmayı sever, karakterlerini onlarla tanımlamayı seçer...
Türk edebiyatının tamamında Fransız etkisi görmek mümkün, hatta Türk romanının ve şiirinin temelini Fransız edebiyatı oluşturur. Bu bir gerçek ama, özellikle Fransız şiiri Nâzım Hikmet şiirine pek bir etki etmemiştir, bunun birçok nedeni vardır elbette, Nâzım kendini dilini erken yaşlarda kurmuş bir şairdir ve şiirlerle herkesten farklı dertleri vardır...
Nâzım Hikmet ve Samuel Beckett’i Fransa’nın uzağında İstanbul’da Fransız Kültür Merkezi biraraya getiriyor. İstanbul Fransız Kültür Merkezi, 16, 17, 18 ekimde günlerinde Nâzım Hikmet’in şiirleri ile Samuel Beckett’ın iki kısa oyunundan oluşan Beckett/Hikmet gösterisine ev sahipliği yapıyor.
Barbara Hutt’un sahneye koyduğu gösteride iki yazarın eserleri birbirleriyle diyalog içerisinde sürerken insana dair aynı isteği ve aynı anlayışı yayıyor. Beckett’in Ben Değil ve Felaket oyunları ile Nâzım Hikmet’in şiirleri oyuncular Şükrü Munoğlu, Béatrice Sprunger, Mine Çerçi tarafından sahneleniyor.
EN POLİTİK BECKETT OYUNU
Cultures France ve Compagnie Sur la Place ortak yapımı olan Beckett/Hikmet gösterisinde Samuel Beckett’in sözcüklerinde kendi hikâyesini tanımayı reddeden bir kadının çırpınışını anlattığı Ben Değil adlı oyunda Mine Çerçi oynayacak.
İkinci Samuel Beckett oyunu Felaket’te ise yine Mine Çerçi’yi izlemek mümkün, Çerçi’ye Şükrü Munoğlu ve Béatrice Sprunger eşlik edecek. İfade özgürlüğü üzerine düşündüren ve direnmeyi kışkırtan bir oyun olan Felaket. Beckett’in açıkça siyaset içeren nadir oyunlarından biri. Ayrıca oyun hapsedilen oyun yazarı Vaclac Havel’e ithaf ediliyor.
Gösterinin Nâzım Hikmet ayağını ise tahmin edilebileceği gibi Nâzım Hikmet’in şiirlerinden hazırlanan bir seçki oluşturuyor. Şairin yaşamındaki önemli anlar ve onları ana temalarıyla işleyen bu şiirler seçkisi; Nazım Hikmet şiirini oluşturan adaletsizliğe başkaldırı, İstanbul, hapishane, aşk, hasret, ümit gibi temaların üzerinde duruyor. Oyunun müziklerinin altında ise Keyvan Chemırani imzasını görmek mümkün. Vurmalı çalgılar ve zarb ustası sanatçı, enstrümanlarının zengin incelikleriyle, güzelliği yüceltiyor. Kâh bir rubaiye yanıt olarak Nâzım’ın ezgisel bir portresi, kâh geleneksel Türk ritimleriyle İstanbul’a ithaf olarak karşımıza çıkıyor. Şiirleri sahnede seslendiren ise yine Şükrü Munoğlu, Béatrice Sprunger, Mine Çerçi...
Beckett okumayı seven biri olarak öncelikle söylemeliyim ki, oyunlarından ziyade hikâyelerinden haz almışımdır, ama Beckett tiyatrosu ilginçtir, aslına bakarsanız ilginçten de öte başka bir yerde durur. Sınırları tam olarak çizilemez ve biz bu yüzden onu absürt tiyatro sınırları içinde tutarız, ama o bu sınırlara da tam olarak dahil olmaz. Bazen son modernist denir onun için bazen de postmodernist olarak kabul edilir. Ben Değil’i 1972 yılında yazıyor Samuel Beckett. 20 dakikalık oyun bir monolog olarak yazılmış ve böyle de sahneleniyor. İlk olarak Alan Schneider yönetmenliğinde Samuel Beckett Festivali’nde sahnelenmiştir. Sahnede yalnızca ağzı ışıklandırılmış olarak oturan bir kadın oyuncu yer alıyor. Ağız, her seferinde, izleyicinin duyamadığı bir ses tarafından dile getirilen bir soru ve bir yanıta dönüştüğü dört kriz anı ile belirlenmiş olan monoluğunun tümünde, “Ben” dememek için umutsuz bir uğraş veriyor. Oyun, Neil Jordan’ın tarafından 2000 yılında sinemaya uyarlanmış ve 14 dakika süren filmde Julianne Moore oynamıştır.
Felaket ise Ben Değil’den on yıl sonra kaleme alınıyor ve artık Beckett’in son dönem çalışmaları arasında yer alır. Fransızca olarak kaleme alınan oyunda bir tiyatro yönetmeni ve asistanı ile siyah bir kütlenin üzerinde durmuş ve kendisini diğerlerinin yönlendirmesine bırakmış bir başrol oyuncusu yer almaktadır. Oyun David Mamet tarafından yedi dakika süren bir kısa film olarak çekilmiştir. Sir John Gielgud, Harold Pinter ve Rebecca Pidgeon filmde yer alan oyunculardır...