|
|
VAHAP COŞKUN * / Tutuklanan on bir öğrencimin suçları gerçekten büyüktü; boykot yapmışlardı
|
İçimi ısıtan iki haber okudum yakınlarda. İlk haber, Boğaziçi Üniversite’nde (BÜ) Rektör Kadri Özçaldıran ile öğrencileri arasındaki bir “müzakereci demokrasi” örneğini anlatıyordu. Hatırlayacaksınız, BÜ öğrencileri üniversitede hesaplı yemek yiyebilecekleri mekânların teker teker kapatılmasına, onların yerine pahalı lokanta-kahve zinciri açılmasına ve öğrencilerin pasifleştirilmesine bir tepki olarak 6 Aralık’tan beri Starbucks’ı işgal etmişlerdi. Bu sorunu çözmek amacıyla Rektör öğrencilerle görüşmek istemiş. Öğrenciler tarafsız bir alanda yapılması ve hepsinin katılabilmesi koşuluyla kabul etmişler bu isteği. Spor salonu hazırlanmış, Kadri Hoca 300 öğrencinin arasına oturmuş, beş saat boyunca taleplerini dinlemiş ve bu taleplere yazılı cevap verileceğini belirtmiş. (Radikal, 02.01.2012)
Bizi “acaba üniversitede yeni bir şeyler mi oluyor?” diye düşürmeye sevk eden ikinci haber ise Hacettepe Üniversitesi’ndeki (HÜ) gelişmelerle ilgili. Göreve yeni başlayan Rektör Murat Tuncer, üniversitenin güvenlik gerekçesiyle gaz bombası, kalkan ve maske alımı için ihale yaptığını görmüş. “Kendi öğrencime gaz kullanacak halim yok ya” diyen rektör ihaleyi iptal etmiş. (Üniversiteden bahsediyoruz yahu! Hiçbir üniversite, gaz bombası ve biber gazı almak için ihale yapar mı? Bunu yapana üniversite denir mi?) Ardından üniversitede öğrencilerin rahat bir nefes alabilmelerini sağlayacak bazı adımlar atılmış. Mesela, HÜ öğrencilerinin Uludere’deki katliamı protesto etmelerinden sonra Emniyet Müdürlüğü, alışılageldiği üzere, üniversiteye bir yazı yazarak protestocu öğrencilerin adını ve görüntülerini istemiş. Ancak rektör bu isteği reddetmiş ve öğrenci örgütleriyle görüşme talep ederek 6 Ocak’ta öğrencilerle 3.5 saatlik bir toplantı gerçekleştirmiş. Bu toplantıda eylemlerin demokratik bir hak olduğunu hatırlatan Murat Hoca; afiş asmak ve bildiri dağıtmanın serbest olduğunu, bundan sonra eylemler ve etkinlikler nedeniyle soruşturma açılmayacağını ve emniyete liste verilmeyeceğini ifade etmiş. Ayrıca üniversite konseyinde öğrencilere söz ve karar hakkı verileceğini ve her ayın ikinci haftasında öğrencilerle düzenli toplantı yapılacağını da belirtmiş. (Radikal, 18.01.2012)
Güzel haberler bunlar. Ne bir polis var ortalıkta, ne itişkakış görüntüleri, ne de tekme-tokat gözaltına alınan öğrenciler. Bunun yerine ortada, karşılıklı olarak ne yapılıp ne yapılamayacağı hakkında yürüyen bir tartışma ve tarafların birbirini anlama/ikna etme çabası var.
Haberin devamını okumak için tıklayın.