|
|
Irwan Shaw’ın iki dünya savaşı arasında yazdığı ‘Ölüleri Gömün’, Devlet Tiyatroları için cesaret isteyen bir çalışma. Zamanı iyi kullanmadaki sorunu dışında da başarılı
|
Savaşmanın da bir adabı vardır değil mi? Kuralları, yapılacakları ve yapılmayacakları. Taraflar birbirlerine ölülerini gömmek için zaman tanır. Ne olursa olsun ateş kesilir ve yaralılar savaş alanından alınır, ölüler ise gömülür. Ölüleri gömmek önemlidir, her insan hangi tarafta olursa olsun törenle gömülmeyi hak eder, savaşta bile olsa buna hakkı vardır. Bu neden yapılır? Aslında peş peşe yüzlerce şey söyleyebiliriz bu konuda ama Irwin Shaw’a göre cevap net: Bizler uygar insanlarız ve uygar toplumlar ölülerini gömerler. Peki, özene bezene yarattığımız, dualar ve tütsülerle kutsadığımız, hatta varlığını sürdürebilmesi için savaşlar yaptığımız uygarlığımız, savaşın tam da ortasında gömülmeye itiraz eden cesetlerce sabote edilir, istikbali tehlikeye düşerse ne yaparız? Ölüler bir gün “yeter artık bu savaş, toprağa genç askerlerin cesetlerinden başka bir şey ekin, başka bir şey ekin ki filiz versin” diye ayağa kalkarsa ne yaparız?
Irwin Shaw, böyle bir durumda ne yapacağımızı açıkça gösteriyor Ölüleri Gömün adlı oyunda. Devletin ve medeniyetimizin tüm araçlarını harekete geçirip, kutsanan savaşların devamını sağlamak için anababaların gözyaşlarını da boynuna bir mücevher gibi takıp elinden gelen her şeyi yapıyor egemen sınıf.
Haberin devamını okumak için tıklayın.