|
|
Bu yıl ÖSS’ye yeni mezunların katılamaması, geçen yılın şampiyonlarına yeniden derece yapıp dershanelerini parlatma olanağı sağladı
|
Bu yıl diğer senelerden çok daha farklı oldu ÖSS. Düz liselerin dört yıla çıkarılması nedeniyle mezun vermemesi, katılımın düşük olacağını gösteriyordu. Sınava, hazırlık okuyan Anadolu Liseleri, Fen Liseleri ve Teknik Liselerin mezunlarıyla birlikte eski mezunların da katılma hakkı vardı. Bir buçuk milyon öğrencinin katıldığı sınavda dereceye giren isimlerden bazıları, bir önceki yıl da sınavda yüksek başarı sergilemişlerdi.
Geçen yıl “ÖSS 2” puan türünde ikinci olan Çağrı Berk Onuk, Amerika’daki Princenton Üniversitesi’nde okumasına karşın dershaneyle internet aracılığıyla çalışmış ve bu kez birinci olmuştu. Hatta dershanenin iddiasına göre, Çağrı sınavdan önceki son bir buçuk ay, hazırlık amacıyla Türkiye’de kampa girmişti. Üniversiteye hazırlanan diğer öğrencileri özendirmek için, gazetelerde başarı fotoğrafları yayımlandı dershanesinin adıyla birlikte.
Diğer bir başarı öyküsü de geçen yılın sözel birincisi olan ve Boğaziçi İktisat Fakültesi’nde okuyan Çağrı Sert’e aitti. Bir önceki yıl sınavda dereceye girmesine karşın katıldığı dershanenin burs verme teklifini kabul etmedi Çağrı. O, diğer dershanelerin başarılı öğrencilerine verdiği gibi araba istiyordu. Bu yıl da sınava girdi hem de başka dershaneye transfer olarak. Kendisine vaadedilen arabayı bu kez alacak mı bilinmez ama, Çağrı bu sınavda sözel ikincisi oldu. Aynı şekilde geçen yıl dereceye giren Murat Ahıskalı ile Oğuz Atay da geçen sene yapılan sınavın ‘parlak çocuklar’ındandı. Para, otomobil ve diğer ödüller adına yeniden sınava giren bu öğrenciler, dershanelerarası rekabetin başarı fotoğrafları oldular yeniden. ÖSS bahâne, reklam ise şâhâneydi.
DERSHANE BURSU • Dershanelerin birbirleriyle rekabeti, ilkokuldan itibaren başlıyor. Başarılı öğrencileri kendi bünyelerine katmak isteyen dershaneler, ilköğretim öğrencilerine seviye tespit sınavları uygulayarak, başarılı öğrencilere seviyelerine göre burs veriyor. Geleceği ‘parlak’ görülen çocuklardan ücret alınmıyor. Zaman zaman seviye tespit sınavlarına sokularak seviyeleri belirlenen bu öğrenciler, üniversiteye hazırlanıyor. Özel dersler de verilen çocukların sınavlarda başarılı olup dereceye girmesi, o dershaneye yeni öğrencilerin yani yeni müşterilerin gelmesi anlamına geldiği için, “sınavların başarılı çocukları”na çeşitli hediyeler veriliyor, bir başka deyişle, ‘kaz gelecek yerden tavuk esirgenmiyor.’ Esasen, büyük ödül her zaman dershanelerin oluyor.
YILLIK 10 BİN YTL • Üniversiteye girme savaşı, beraberinde büyük bir ekonomik pazar da oluşturuyor. Bir öğrencinin sadece dershane maliyeti bile önemli bir rakam tutuyor. Ücret standardı olmadığından bazı dershaneler en az yılık bin YTL alırken, bu rakam özel derslerde 15 bin YTL’ye kadar çıkıyor. Her dershane kendi ücretini belirlerken buradaki tek ölçü de o dershanenin üniversite sınavları veya ortaöğrenim sınavlarında başarılı olan öğrencilerinden geçiyor.
BAĞIMLILIK ARTACAK • Özelikle önümüzdeki yıldan itibaren başlayacak olan ilköğretim seviye sınavlarının 6, 7 ve 8. sınıflarda yapılacak olması dershanelere olan bağımlılığı daha da arttıracak. Çocuklarının iyi bir liseye gitmesini isteyen aileler, ilkokul 4. sınıftan itibaren evlâtlarını dershanelere gönderecek, böylece pazar daha da büyüyecek, rekabet hızlanacak. Bir öğrencinin ortalama 16 yıl süren eğitim serüveninde sistem gereği önemli bir yer kaplayan dershaneler oluşan ranttan daha fazla pay alabilmek için yeni ‘parlak çocuklar’ aramaya devam edecekler.