1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 24 Mayıs 2013 Cuma 21:21
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  

Post-Western çağa girdik - TUĞBA TEKEREK - 10.04.2012

Post-Western çağa girdik   Dünyanın gündemi üzerinde Batı’nın artık tek söz sahibi olmayacağını söyleyen ünlü tarihçi Ash, “Türkiye, devler dünyasında gücünü olduğundan fazla görmesin” diyor

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

Avrupa’nın son 30 yıllık tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan Oxford Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Profesörü Timothy Garton Ash’e göre hızla büyüyen Çin dünyada yeni bir güçler mücadelesinin kapısını açıyor. Büyük bir savaş çıkarsa da bunun Çin’in bulunduğu bölgede olması muhtemel. Guardian Gazetesi’nde de haftalık yazılar yazan Ash’le dünyanın, Oratadoğu’nun ve Türkiye’nin gidişatı üzerine konuştuk.

Siz dünya post-western bir döneme girecek diyorsunuz. Nedir bu dönemin özellikleri?

Geçtiğimiz 200 yılda, Batı güçleri, Fransa, Britanya, Amerika dünya siyasetinin gündemini belirledi. İpleri ellerinde tutuyorlardı. Ama artık bu durum geçerli olmayacak. Önümüzdeki 10-20 yılda, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ama hepsinden önemlisi Çin de artık gündem belirleyecek. Şimdiye kadar hiç böyle bir dünyada yaşamadık. Ve neye benzeyeceğini hiç bilmiyoruz.

Sizce neye benzeyebilir?

19. yüzyıl Avrupası küresel düzeyde yaşanacak. O dönem boyunca mücadele eden güçler olduğu gibi, -Tarihçi A.J.P. Taylor buna ‘Avrupa’da Efendilik için Mücadele’ diyordu- bu yeni dönemde de sert bir şekilde rekabet eden ulus-devletler olacak. ABD’yle Çin arasında gördüğümüz ilişki klasik süper güç mücadelesinin doğuşu. Burada iyi senaryo şöyle olabilir: “Tarihten dersler çıkardık öğendik, uluslararası oyunun kuralları üzerine kafa yorduk.” Ama şu anda maalesef henüz o noktada değiliz.

Bir dünya savaşı ihtimali her zaman var ama benim daha muhtemel gördüğüm Asya’da yerel çatışmalar. Çünkü büyük rekabet özellikle Asya’da yaşanıyor. Burada büyük güçler Çin ve Hindistan var. Aralarında sınır anlaşmazlıkları, etkileri altına almak istedikleri küçük zayıf devletler var.

Peki Arap baharından sonra Ortadoğu’nun yeni dünyada yeri ne olacak?

Arap baharı 21. yüzyılın şimdiye kadar en umut verici gelişmesi. Altı hafta öce Mısır’daydım. İnanılmazdı. Tüm zorluklarına karşın, inanılmaz şekilde cesaretlendirici. Bu arada Türk modeli oralarda çok önemli. Ama eğer ki genç erkekler için iş yaratılmazsa, Arap baharı başarısızlığa uğrayacak. Nüfusun yüzde 60’ı, 30 yaşın altında. İş yok, ev tutamıyorlar, evlenemiyorlar. Bunun oluşturduğu muazzam bir baskı var. Ekonomik görünüm iyi değil. Bu nedenle Türkiye’nin burada rol oynayabileceğini düşünüyorum. Yapılacak yatırım, Türkiye’yi Avrupa dahil olmak üzere başka pazarlara, Avrasya pazarlarına bağlayacaktır. Ve en önemlisi Avrupa... Onun da bu yanıbaşındaki 500 milyonluk pazara açılması gerekiyor.

Libya’da askerî müdahalenin isteksiz bir destekçisiydiniz. Suriye için durum nedir?

Bu, benim için çok zor. Çünkü ahlaki kriterlere göre davranırsanız, insanlar toplu halde öldürülüyor. Kaddafi Bingazi’de böyle bir tehditte bulundu ve yaptı. Esad bunu halihazırda Humus’ta yaptı. Çizgi aşıldı. Öte yandan Batı müdahale etmeyecek, bunu yapma iradesi yok. Bence, insani yardım koridorları ve uçuşa yasak bölgeler hakkında düşünmeliyiz. Ve hepsinden önemlisi Türkiye’den kesinlikle tek başına hareket etmesini isteyemeyiz, bu haksızlık olur. Arap Ligi bu işin içinde olmalı bir şekilde. İdeal olanı BM otoritesi olması...

Türkiye’nin askerî müdahaleyi isteyenler arasında ön planda yer almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Genel olarak AKP’nin sıra dışı bir hırsı var, yeni-Osmanlı hırsı. Şu çok açık, Türkiye bölgede çok önemli bir oyuncu. Ancak kişi kendi imkanlarını olduğundan daha fazla görmemek konusunda dikkatli olmalı. Davutoğlu’nun anlatısı mesela... Çok fazla Osmanlı dünyası üzerine konuşuyor. Bir AB Dışişleri Bakanı bana şunu anlatmıştı: Davutoğlu’yla bir toplantıdan sonra “Sanki AB Osmanlı’ya davet edilmiş gibi hissettim.”

Türkiye çıkarlarını gerçekleştirmede, daha geniş ittifaklarda yer alırsa daha başarılı olur. Evet NATO’nun üyesi, ama bence daha önemlisi AB... Soru şu, 10-15 yıllık bir perspektifte, Rusya, Hindistan, Amerika, Avrupa gibi devler arasında Türkiye, bu bölgesel rolüyle kendi başına davranarak mı daha iyi yapar yoksa bölgesel gücünü ve bağlantılarını AB’ye getirerek mi? Bir devler dünyasındasınız. Ve boyutları itibariyle Türkiye bir dev değil.

Tam dört milyar komşuyuz biz

“İfade Özgürlüğü Platformu” adlı bir siteniz var. Niçin kurdunuz bu siteyi?

 Hepimizin komşu olduğu bir dünyada yaşıyoruz. İnternet üzerinden birbirine bağlı dört milyar insan... Neyin ifade özgürlüğü olduğu konusunda bir tartışma başlatmamız gerekiyor artık. Basitçe “Biz Türkiye’yiz ve burada kuralları biz koyarız” diyemezsiniz. Bu sitenin arakasında temel fikir bu. Site 13 dilde, Türkçe olanına www.freespeechdebate.com/tr adresinden ulaşılabilir. Orada çok dilli hakiki tartışma sürüp gidiyor. Bir Türk öğrenci ya da Taraf okuru gelip Çin, Rusya, ABD’den biriyle konuşurken bulabilir kendisini. Sitede en çok tartışılan konular, İslam olduğu kadar Hıristiyanlık, nefret söylemi, ulusal güvenlik adına engellemeler.

Türkiye’de basın Çin’dekinden özgür ama...

Türkiye’nin Ortadoğu’ya model olması gündeme geldiğinde, bazıları Türkiye’deki demokrasi standartlarının düşüklüğünü gündeme getiriyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bir tarafta İslami bir partinin, pek çok açıdan temkinli konuşuyorum, tümü değil ama pek çoğu demokrasi oyununun kurallarına saygı duyan bir partinin çok olumlu sonuçları var. Bu, iyi haber. Öte yandan, “demokraside kazanan hepsini alır” düşüncesi, çoğunlukçuluk tehlikesi. “Seçimleri kazandığımız için gazetelerde ne olacağını size söyleyebiliriz, insanları hapse atabiliriz, çünkü seçimleri kazandık.” Bu yönde çok üzücü emareler var. En önemlisi de cezaevinde gazeteci sayısı, Türkiye’nin dünyada bu konuda başı çektiği söyleniyor.

Türkiye’de bu konuda bir tartışma var...

Biliyorum. Peki, gelin ciddi olalım. Şu açık ki, Çin’de durum daha kötü İran’da durum ifade özgürlüğü açısından her yönüyle daha kötü. Bu konuda soruya yer yok. Ama medyayı baskılamanın, karmaşık yolları var. Bu sadece Türkiye’de değil her ülkede var. Hükümet tarafından farklı şekillerde gözdağı verilmesi, davalarla, medya sahipliğiyle. Türkiye bu konuda olması gerektiği yerde değil. İyi işleyen bir demokrasi olması için medyanın çeşitliliği çok elzem.

tugbatekerek@gmail.com

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

Diğer haberler:
 
Diğer Politika Haberleri:
 Alkole gece yasağı geldi
 “İyi çocuklara” 1 yıl 10 ay hapis
 İzmir’den Diyarbakır’a barış havası gitti
 Yargıtay: Dava ağır cezalık
 BDP, Meclis Komisyonu istedi
 İşadamlarından sürece destek
 “Kullanıldık, satıldık”
 Zirve sanığı İlker Çınar’a çapraz sorgu

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
QUO VADİMUS
Cengiz Aktar - 24.05.2013
Cuma notları
GEÇ KALMIŞ YAZILAR
Namık Çınar - 24.05.2013
İçinde Demirören’lerin de olduğu tüpgaz piyasası
MODERN ZAMANLAR
Hadi Uluengin - 24.05.2013
Bir faşistin anısına

Ali Abaday - 24.05.2013
Altıncı viteste hız ve öfke
AÇIK ŞEHİR
Ertan Altan - 24.05.2013
Mızmız liberaller
Editör
Oğuz Karamuk - 24.05.2013
Finansbank ne yapıyor böyle
ARAF'TAN
Amberin Zaman - 24.05.2013
Kürt açılımının eksik ayağı: Suriyeli Kürtler
BU TARAF
Cafer Solgun - 24.05.2013
Suriye: Olmak ya da olmamak...
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Haber: Post-Western çağa girdik
24.05.2013 21:21:52