|
|
Orhan Pamuk İletişim Yayınları’ndan çıkan son kitabı ‘Manzaradan Parçalar’da çocukluğundan başlayarak yaşadığı olaylardan içtenlikle söz ediyor. Pamuk zaman zaman tüm egolarından sıyrılıp kendini ele vermeden de edemiyor
|
Bir insan neden kendi hayatını yazmak ister ki? Bu soru aklıma ilk düştüğünde edebiyat üzerine uzun uzun kafa yormuş, kısmen okulunda okumuş ve bu da yetmezmiş gibi iki hikâye kitabından sonra ilk romanımı yazmak için bilgisayar başında zaman geçiren biriydim. Soru aklıma geldiğinde de 1001 Fıçı Bira adlı kitabımdaki otobiyografik bölümleri yazıyordum ve ailemi anlatıyordum. Yaptığım şey romanın istikbali için gerekliydi ama saçma gelmişti. Yani kendimi anlatmak... Ne gerek vardı ki, ya da kime neydi benim hayatımdan... Ve kendini anlatmak ne zaman bitecekti...
Bir hayat hikâyesi denemesi
İşte bana gereksiz gelen kendini anlatmak Orhan Pamuk için bir unutma biçimiydi. Kendini değil anılarını unutma biçimi... Öyle yazıyor yeni yayımlanan kitabı Manzaradan Parçalar’ın içindeki Bir Hayat Hikâyesi Denemesi başlıklı yazısında ve benle birlikte birçok yazar ve yazmaya çalışan için konuyu tek bir cümleyle özetlemiş oluyor...
“Yirmi iki yaşıma kadarki hayatımı özetleyen ve bambaşka hatıralarla kurulmuş yirmi cilt anı yazabilirdim. Otobiyografinin bir hatırlama yolu değil, unutma biçimi olduğunu o zaman anladım.”
Sadece insanın kendi hayatını yazması değil tabii Orhan Pamuk’un büyük bir gürültüyle yayımlanan yeni kitabı Manzaradan Parçalar’ın konusu. Her yerde yazılıp çizildiği gibi Orhan Pamuk’un çeşitli yerlerde yayımlanmış yazılarından oluşuyor kitap. Hayat, Sokaklar ve Edebiyat başlıklarında toplanan bu yazılarda Orhan Pamuk’un romanların ardından kalan dünyasının parçaları var... Romanların arkasına gizlenmiş bir yazarın, nedense yeniden insan içine çıkma çabası olarak da okunabilir bu kitap. Pamuk bir süredir romanlarına saklanmayı bırakıp kendini daha fazla ortaya koymaya başlamıştı.
Haberin devamını okumak için tıklayın.