|
|
|
|
|
|
Salamon ve Mişon İsrail Devleti'ne ne diyebilir -
Taraf/herTaraf
- Istanbul -
29.01.2009
|
|
|
RONİ MARGULİES*/ Türk Yahudi cemaatinin resmî temsilcilerinin Gazze'de
yapılanlar üzerine açıklama yapmak zorunda kalması, Türkiye'de Türk, Müslüman ve Sünni olmayan herkesin "yabancı", "kuşkulu", "beşinci kol" olarak görülmesi, başka devletlere bağlı potansiyel tehlikeler ve hainler olarak düşünülmesinden kaynaklanıyor
|
“Bölgemizdeki hiçbir devletin politikasına yön verme gücünde olmayan biz Türk Yahudileri, sürmekte olan çatışmalardan, bazı gazetelerde yer alan yorumların aksine derin üzüntü duymaktayız. Geçtiğimiz cumartesi günü Türkiye’deki tüm sinagoglarda, Ortadoğu’da barışın sağlanması için, ayrıca tüm ölenlere rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen özel bir dua okunmuş ve bu konu tarafımızdan kamuoyuna duyurulmuştur.”
“Asırlardan beri yaşamakta olduğumuz bu topraklarda, tüm vatandaşlık yükümlülüklerini her Türk gibi yerine getiren, Türkçe konuşan ve düşünen, Türk kültürüyle yoğrulan bizler, kendimizi bu toprakların asli birer unsuru olarak görmekteyiz.”
“Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçası olan biz Türk Yahudileri son dönemde bazı yayın organlarının dinimizi aşağılayan, hakaret eden ve bizleri hedef gösteren söylemlerine maruz kalmış olmaktan dolayı derin üzüntü duymaktayız.”
Yahudi cemaatinin resmî temsilcileri nihayet bu açıklamayı yapmak zorunda bırakıldı. Ne kadar küçük düşürücü, ne kadar onur kırıcı bir durum! Türkiye’de azınlıkların ne halde olduğunu ne kadar açıkça gösteren bir durum.
YERLİ VE YABANCI OLMA HALİ
Kuzguncuk’ta Yahudi mezarlığında Bizans döneminden kalma mezarlar olduğu söylenir. Türkiye Yahudileri arasında soyadı Rumca olanlar vardır (örneğin, Galimidi). Bunlar, günlük dilin Rumca olduğu Bizans döneminden kalma isimlerdir.
Yani bu topraklarda en az 600 yıldır oturan, yani Türklerden daha uzun zamandır buraların yerlisi olan bir cemaat, şimdi başka bir yerde başkaları tarafından işlenen suçlar için adeta özür dilemek, kendini aklamak zorunda bırakıldı.
“Ne olur, beni suçlamayın, bana saldırmayın, İsrail devletinin politikalarını ben yönlendirmiyorum, Gazze’de Filistinlileri katleden ben değilim” demek zorunda bırakıldı.
Oysa, dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir devletin yaptığı herhangi bir şey için Türkiye’de oturup işine, okuluna giden, kendi yaşamını sürdürmeye çalışan bir cemaatin suçlanamayacağı gün gibi aşikâr. Yukarıda alıntıladığım açıklamayı niye yapmak zorunda kaldı Yahudi cemaati? Korktuğu için elbet. Saldırıya uğramaktan, ibadet yerlerinin bombalanmasından, iş yerlerinin ve dükkânlarının yağmalanmasından endişelendiği için. Niye endişeleniyor? Bunların hepsini geçmişte yaşadığı için. Ve bunların hepsini bir daha yaşamasının çok mümkün olduğunu bildiği için.
Dolayısıyladır ki, “Haydi ordan, niye ben açıklama yapacakmışım? Bana ne? Hiçbir sorumluluk taşımadığım işler için niye ben özür dileyecekmişim?” demiyor; mecburen, zorla, beklenen açıklamayı yapıyor.
SEYİRCİ KALMAK İSTEMİYORUZ
Milliyet gazetesinin internet sitesinde Yahudi cemaatinin açıklamasını aktaran haberinin altında şöyle okuyucu yorumları var:
“İsrail insanlık suçu işlerken, soykırım yaparken, seyirci kalmanız kabul edilemez!”
“Türk Musevi cemaatini bu soykırımı lanetlemeye çağırıyorum.”
“Yahudi cemaatinin, hedef gösteriliyoruz diye endişe duymasına, komplo teorileri üretmesine gerek yok. Yapması gereken, üstüne düşen görev, devletinin bir an önce bu katliama son vermesini sağlamaktır.”
Allah Allah! Nasıl sağlayacak? İsrail genelkurmay başkanı kırmızı telefonla bakkal Salamon veya manifaturacı Mişon’a mı danışıyor? Onlardan mı emir alıyor?
İsrail insanlık suçu işlerken seyirci kalıp kalmamak Türkiye’de ve tüm diğer ülkelerde her kişi ve topluluğun kendi vicdanına kalmıştır. Ama bu vicdan muhasebesi tüm kişi ve topluluklara düşer, sadece
Yahudilere ve Yahudi cemaatine değil, hatta özellikle Yahudilere ve Yahudi cemaatine bile değil. Türkiye Lokantacılar, Kebapçılar, Pastacılar ve Tatlıcılar Federasyonu’na, örneğin, ne kadar düşerse, Genç Yönetici ve İş Adamları Derneği’ne veya Çerkeş ve Köyleri Sosyal, Kültürel Yardımlaşma Derneği’ne ne kadar düşerse, Yahudi cemaatine de o kadar düşer.
SORUN HÂLÂ YABANCI GÖRÜLMELERİNDE
Ben, kendi hesabıma, siyasi ve vicdani nedenlerle İstanbul’daki tüm Gazze etkinliklerine, gösterilere, yürüyüşlere katılmaya çalıştım. En az üç Yahudi daha gördüm bu etkinliklerde. Çerkeşli tanıdığım olmadığı için, etkinliklere katılan Çerkeşli olmuş mudur, bilemiyorum. Ama hiç önemi yok. Tüm Yahudi ve Çerkeşliler gelmiş veya hiçbir Yahudi veya Çerkeşli gelmemiş olabilirdi. Ne Çerkeşliler mecburdu gelmeye, ne de Yahudiler. Ne Çerkeşler sorumludur çünkü İsrail devletinin uyguladığı vahşetten, ne ben, ne de Türkiye Hahambaşı İshak Haleva. Fark şu ki, hiç kimse “Çerkeşlilerin sessiz kalması kabul edilemez” diye düşünmedi ve düşünmez!
Sorun, Türkiye’de Türk ve Müslüman ve Sünni olmayan herkesin “yabancı”, “kuşkulu”, “beşinci kol” olarak görülmesi, başka devletlere bağlı potansiyel tehlikeler ve hainler olarak düşünülmesi. Değil mi ki “Türkiye Türklerindir”; değil mi ki Genelkurmay’ın 27 Nisan 2007 muhtırasına göre “Ne mutlu Türküm diyene” diyemeyenler düşmandır; Türk olmayanlar hadlerini bilmelidir.
Gazze’de ateşkes başladı. Ama Türkiye’nin Türklere mi, Türkiye’de yaşayan herkese mi ait olduğu konusunda henüz anlaşma sağlanmasına daha çok var.
*Yazar / ronmargulies@btirternet.co
|
|
Diğer haberler:
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|