1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:48
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  

Siyaset belgesi efsanesi - Taraf / herTaraf - Istanbul - 08.02.2010

Siyaset belgesi efsanesi   ÜNAL ÜNSAL * / Bu zihniyeti Kırmızı Kitap yaratmadı. Kitap sadece, toplumumuzda yaygın olarak mevcut bulunan zihniyete uygun davranış biçimlerini ve ezberleri kâğıt üzerine döküyor.

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült


Son günlerde Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, halkımızın önüne art arda konan inanılması zor dehşetengiz başka belgelerle zenginleşen ülke gündeminde baş köşede bir yerlere geldi. “Asker, aslında gizli bir anayasa olan böyle bir belgeyi nasıl hazırlayabilir? Bu belge, askeri vesayetin dayanağı, hukuksuzluk, skandal, egemenlik milletindir” deniyor... Bu tür laflar edildikten sonra üzerinde genel uzlaşma sağlanmış olan husus, belge ortadan kaldırılırsa ülkemizin kurtulacağı ve düze çıkacağımız.  


Asıl sorun belge mi


Bu lafların pek fazla anlamı yok...

Zira, bugün karşı karşıya olduğumuz ağır sorunların nedeni böyle bir belgenin bulunmasında değil. Bu belge yakılsa da, çöpe atılsa da, iptal edilse de kurtulup düzlüğe çıkmamız kolay olmayacak.

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, dergi büyüklüğünde, takriben 300 sayfadan oluşan kırmızı kaplı bir kitaptır. Üzerinde “ÇOK GİZLİ” işareti vardır. Devlet kurumlarında, Milli Emniyet soruşturması sonucunda çok gizli belgelere erişme yetkisine sahip sınırlı sayıdaki yüksek görevlilere senet karşılığında teslim edilir, güvenlikli kasalarda saklanması gerekir.

Dışişleri Bakanlığı’nda bu kitaptan üç adet vardı. Merak saikıyla şöyle bir göz atıldıktan sonra, bir daha açılmamak üzere kasaya konurdu. İşimizi yaparken hiç kimsenin tek bir gün, “Acaba şu meşhur kitap ne diyor, kitaba uyalım” dediği olmamıştır. Değerlendirmelerimizi, çalışmalarımızı, günün koşullarının ışığında nasıl yapmak gerekiyorsa o şekilde yapardık. Diğer kurumlarda uygulamanın nasıl olduğunu bilemem. Ancak, askerlerle, adliye ve içişleri mensuplarıyla katıldığım toplantılarda da hiç kimsenin, “Kitapta şöyle emredilmiş, dolayısıyla şunu yapmak, bunu yapmamak zorundayız” biçiminde bir müdahalesine şahit olmadım.  


Naif bir anlayış


Bu izahatı vermekle neyi anlatmak istiyorum?

Kırmızı Kitap kamuoyunda bir efsane haline getirildi. Neredeyse, bu kitap ortadan kaldırılınca askeri/bürokratik vesayet derdinden kesinkes kurtulacağımız anlayışı hâkim. Bu naif bir anlayış... Zira, başımız, böyle bir kitap varolduğu için sıkıntıda değil. Bu kitap, toplumumuzda yüz yıllardır sürüp gelen şiddet kültürünün, yabancı düşmanlığının, paranoyaların, üstesinden gelemediğimiz travmaların, “Türkün Türkten başka dostu yoktur” ve “Gözbebeğimiz” edebiyatının yarattığı ruh halinin bir ürünü. Bu zihniyeti Kırmızı Kitap yaratmadı.

Kitap sadece, toplumumuzda yaygın olarak mevcut bulunan zihniyete uygun davranış biçimlerini ve ezberleri kâğıt üzerine döküyor. Bu kitap olmasaydı ülkemizde durum farklı mı olacaktı? Burası, milletin hizmetkârı olan devletin ve millete hizmet için işe alınmış asker/sivil memurların birçoğunun “Hak yok vazife var”, “Vatandaş yok kutsal devlet var” anlayışıyla hüküm sürdüğü bir ülke. Geçtiğimiz yıl yargı mensuplarıyla yapılan mülakatlarda, “Mesele devletin çıkarları ise hukuk tanımayız” mealinde yanıtlar verilmedi mi? Bu zevatın hiçbiri Kırmızı Kitabı görmüş, ondan ilham almış değil ki!  


Kırmızı Kitap’ı yok etmeli ama


Dolayısıyla, mutlaka yapılmalı ama Kırmızı Kitap’ın yok edilmesi tek başına derde deva olamaz. Doğru dürüst bir eğitimle, asker ve sivil olarak kökten bir zihniyet değiştirme sürecinden geçmemiz, evrensel normlara uygun devlet, hukuk ve demokrasi anlayışını benimsemiş bir toplum haline gelmemiz gerekiyor.

Son bir yılda özellikle son aylarda Taraf gazetesince ortaya dökülen belgeler sayesinde, dondurulmuş beyinlerimizde çözülme başladı.

Dünya ve Türkiye koşullarının köklü şekilde değişmiş bulunduğu, çağdışı zihniyet ve yöntemlerden artık kurtulmamız gerektiği her kesimden daha çok insanımız tarafından görülür oldu.

Çetin Altan’ı analım: “Enseyi karartmayın” doğru yolda bir gidiş var.

* Emekli Büyükelçi / contrastbasso@gmail.com

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

Diğer haberler:
 
Diğer Her Taraf Haberleri:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  Risale-i Nur bağlamında Anayasa değişikliği
  Referandum metni ne diyor, söylemleri ne diyor
  Halk 12 Eylül’de neyi oylayacak
  VESAYETE HAYIR DEMOKRATİK DEĞİŞİME EVET
  Paket ‘kamu çalışanına’ grev yasağı getirmiyor
  BM sadece ‘başörtüsü yasağı’ndan bahsetmedi

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Haber: Siyaset belgesi efsanesi
03.09.2010 05:48:13