|
|
PROF. ATİLLA YAYLA * / Solun alameti farikası toplumsal ve bireysel hayata devlet müdahalesini savunmasıdır. Sol merkeziyetçi ve devletçidir
|
Tek değişkenli sol-sağ tanımı ve ayrımı çoktandır anlamını kaybetmiş olmasına rağmen hâlâ kullanılıyor. Fransız Devrimi’nin ürünlerinden olan sol-sağ nitelemesi değişime karşı takınılan tavra bağlı bir kavramsallaştırmaydı. Buna göre, değişime taraftar olan siyasî çizgiye genel olarak sol, karşı olanaysa sağ denirdi. Doğduğu dönemden 20. Yüzyılın başlarına kadar bu kavramsallaştırma belki anlamlı ve yararlıydı, bugünse fazla anlamı ve yararı yok. İnsanlık geçen asırda adeta birçok siyasî ve ekonomik projeyi tecrübe etti. Değişimi kutsayan ve tam bir değişiklik peşinde koşan radikal sol akım ve hareketler yeni bir insan ve yeni bir toplum yaratma teşebbüslerine girişti. Yerleşik sistemler haline gelmeyi başardı. Sonuç hepsinde aynıydı: Açlık, kıtlık, zorbalık, koyu eşitsizlik, mütehakkim devlet, temel hak ve özgürlüklerin gaspı, zulüm, katliam ve ilkellik; tek kelimeyle barbarlık. Buna rağmen genel olarak sol fikir itibarından bir şey kaybetmedi. Faşistlerin ve nasyonal sosyalistlerin üstüne yapışan kara lekeler (insanlığa karşı suçlar) sosyalistlerin elinin kiri oldu, aktı gitti, unutuldu. Sol, hâlâ, bir iç ayrıma gidilmeksizin, yüceltiliyor, övülüyor, özgürlük ve demokrasiyle, insanlık ve adaletle özdeşleştiriliyor.
Siyasî yelpazenin solunda olanların bunu yapış tarzı çok ilginç. Birkaç örnek vereyim. Türkiye solunun fikir dürüstlüğüne sahip aydınlarından biri ile bir panelde beraberdik. Kendisine büyük çöküşten sonra sosyalizmin ne demek olduğu soruldu. Bu sorunun cevabının henüz verilmediğini, sosyalizmin ilerde tanımlanacağını söyledi. Karşılıksız sol aşkına düşmüş böyle birçok kişi var. Bunlardan biri yazılarında hep sola ihtiyaç olduğunu vurguluyor ve “aman ha, bu sol değil” diye okuyucularını sık sık ikaz ediyor. Bir başkası insanların öyle kolay kolay solcu olamayacağını, solda olmanın solcu olmak anlamına gelmeyeceğini iddia ediyor. En naiflerinden biri piyasanın açmazları sandığı şeyleri mutlaka tekrarladığı ve toplumun (yani devletin) kontrolünde ekonomi çağrısı yaptığı yazılarında “sol politika”yı yüceltiyor. Demokrat olduğundan şüphe edemeyeceğimiz kimi yazarlarda bile solu aklama ve kurtarma çabası var. Mesela Taraf ’ta Melih Altınok solun niye demokrat olması gerektiğini anlatıyor. Platonik sol aşkının dışına çıkabilen ender isimlerden biri olan Halil Berktay ise bir taraftan faşist tarihçilere cevap yetiştirmeye çalışırken bir taraftan da sosyalistlere, doğru sorunun, “Marx’ta neyi yanlış okuduk?” değil, “Marx’ta ne yanlış?” olduğunu anlatmak için çırpınıp duruyor.
Zaten solda olanların sol güzellemesi yapmaları anlaşılabilir, ama aynısını solda olmayanların da yapması tuhaf.
Haberin devamını okumak için tıklayın.