|
|
Marcel Proust’un tüm hayatı boyunca yazdığı ‘Kayıp Zamanın İzinde’ adlı yapıtı yeniden yayımlandı. Mehmet Rifat, Proust’u ve eseri Taraf’a anlattı
|
Bir insan hayatının 17 yılını sadece bir roman için harcıyor. Bir roman 17 yılda yazılıyor ve Marcel Proust tüm hayatını Kayıp Zamanın İzinde adlı romana nakış gibi işliyor. Proust romanı annesinin 1905’deki ölümünden sonra yazmaya başlıyor. Kitabın ilk cildi 1913’te yayımlanıyor. Roman bittiğinde yedi kitaplık Kayıp Zamanın İzinde ortaya çıkıyor. Proust bu romanın son düzeltmelerini yaparken 1922’de hayata vede ediyor. Kayıp Zamanın İzinde YKY tarafından iki cilt olarak yeniden yayımlandı. Proust uzmanlarından Mehmet Rifat’la hem romanı hem de Proust’u konuştuk.
Kayıp Zamanın İzinde çok eğlenceli olmasına rağmen insanları neden korkutur?
Kayıp Zamanın İzinde neredeyse bütün roman türlerini kaynaştıran bir başyapıttır. Sıradan okur romanı çizgisel yazılış yönünde izlemeye çalışır, çok fazla ilerleyemese de gelebildiği yere kadar metnin cümlelerini tek tek açıklayabilir. Bir üst düzeydeki naif okur kronolojik olay örgüsünü aramaya çalışır ve o da bulabildiği kadarıyla bu kronolojik akışı açıklayabilir. Ne var ki bu iki okur türü Proust’un romanında kendini tam anlamıyla konumlandıramaz. Çünkü Kayıp Zamanın İzinde bir “zaman katedrali”dir ve çizgisel olarak parça parça açıklanmayı değil, bütünlüğü içinde, metin içi bağlantılar bakımından anlaşılmayı, kavranılmayı, yorumlanmayı bekler: Bir olay örgüsü çevresinde dönmeyen, kronolojiyi alt üst eden bir romandır bu başyapıt. “Uzun zaman, geceleri erkenden yatan” bir anlatıcının yarı-uyku bilincindeyken kavrayabildiklerini aktaran, dolayısıyla kronolojiyi allak bullak eden bir anlatı olarak açılır roman. Böyle bir romanı anlayabilecek okur tipi de olsa olsa romanın beklediği örnek okur ya da eleştirel okur olacaktır. Eleştirel okur romanı yorumlamaya çalışırken de roman onun beklentilerini, umutlarını yeniden biçimlendirecektir.
Haberin devamını okumak için tıklayın.