|
|
Hakikate tanıklık etmek zordur, zira tanıklık vebal getirir: “hakikate tanık olanlar, olmayanlara anlatmakla” yükümlüdür...
|
Hakikate tanıklık etmek zordur, zira tanıklık vebal getirir: “hakikate tanık olanlar, olmayanlara anlatmakla” yükümlüdür. Haksızlığa, adaletsizliğe tanıklık etmek daha da zordur, çünkü gördüğünüz, bildiğiniz şey konusunda susmak sizi “dilsiz şeytan” kılar. Tüm dünyanın gözü önünde olan bir katliamı eliniz kolunuz bağlı izlerken, kendinizi mazlumun gerçekten mazlum olduğuna ikna etmeye çalışırken yakalamak ise zuldür.
Aslında basit bir imtihan var karşımızda. Kırk yıldır bir ülkeyi bin bir zorbalık ile yöneten bir aile diktası ve artık yeter diyerek sokağa çıkan Suriyeliler...
Arap devrimlerinin başlamasıyla yıllardır içlerinden biriktirdikleri öfkeyi döken, en insani taleplerini dillendiren göstericiler. Gösterilerin başladığı mart ayında sokağa “ıslah” yani reform diyerek çıkan ve muhtemelen bu reformlar yapılsa tatmin olacak göstericiler. Esad’ın devrilmesini şiddetin en korkunç hallerini tecrübe ettikten sonra dillendirmeye başlayan göstericiler. Protestoların ilk altı ayı boyunca tamamen silahsız olan göstericiler.
Ve karşılarında Esad rejimi...
Suriye tarafından öldürülen Lübnanlı gazeteci ve akademisyen Samir Kassir’in eşinin daha protestolar başlamadan önce Suriye rejimini tarif ederken kullandığı “Aklına gelebilecek her türlü kötülüğü yapabilecek bir rejimden bahsediyoruz” sözü kulaklarımda çınlıyor.
Esad rejimi o kadar “anti-emperyalist” bir rejimdir ki yan komşusu Lübnan’ı iç savaş sırasında Amerika’nın isteği ve onayıyla, Filistin Kurtuluş Örgütü’nü silahsızlandırmak amacı ve vaadi ile işgal etmiştir.
Haberin devamını okumak için tıklayın.