|
|
|
|
|
|
TESEV raporu: Siyasiler göreve -
Taraf / herTaraf
- Istanbul -
25.01.2009
|
|
|
BİLAL SAMBUR* / TESEV’in raporunda Kürt sorununun çözüm yoluna konması için toplum, siyaset, eğitim, kültür, ekonomi, ticaret ve turizm gibi değişik alanlarda yapılması gerekenler net bir şekilde ifade edilmiş bulunmaktadır. Soru; bu çözüm önerilerini kimin hayata geçireceğidir.
|
Ergenekon operasyonlarında ortaya çıkan manzara Kürt sorununa bir kez daha dikkat çekmiş olmalı. Türkiye’nin en önemli problemi Kürt sorunu olmasına rağmen, çoğu zaman bu sorunun merkezî önemi ihmal edilmekte ya da görmezlikten gelinmesi yoluna gidilmektedir. Sorunun etkin bir şekilde gündeme gelmesi için, çoğu zaman insan kaybı yüksek bir çatışmanın olması beklenmektedir. Aslında Kürt sorunu, her zaman gündemde tutulması gereken, üzerinde konuşulması ve tartışılması gereken bir meseledir, çünkü Kürt sorununu sahici anlamda konuşup tartışmadan ülkenin hiçbir sosyal, siyasi, ekonomik, kültürel, düşünsel ve hukuksal problemini sağlıklı ve gerçekçi bir şekilde konuşmak mümkün değildir. Yaşadığımız her sorun, bizi şu ya da bu şekilde Kürt sorunuyla yüzleşmeye zorlamaktadır.
RESMÎ SÖYLEMDE KÜRT SORUNU
Kürt sorunu konusunda ifade edilenlere, resmî çizgi hâlâ egemen bulunmaktadır. Resmî söylem, böyle bir sorunun olmadığını insanların zihnine kazıyarak bu sorunun çözümü diye bir şey üzerinde düşünmeyi gereksiz kılmaktadır. Kürt sorununu bir terör ve güvenlik sorununa indirgeyen statüko, malum örgütün yok edilmesiyle sorunun sona ereceği fikrini toplumda yerleştirmeye çalışmaktadır. Resmî söylemin, Kürt sorununu bir terör ve güvenlik sorununa indirgemesi, bilinçli ve sistematik bir politikanın ürünüdür. Sorunun örgütle mücadeleyle sınırlı tutulmaya çalışılması, iki temel realitenin üstünü kapatmaya yaramaktadır. Bu yaklaşım, her şeyden önce Kürt sorununun sivil nitelikli bir sosyal sorun olduğu gerçeğini inkâr etmektedir. Resmî söylem, özde insani bir sorun olan Kürt problemini, askeri nitelikli bir güvenlik sorununa indirgemekte ve böylelikle uygulanan militer uygulamalar meşrulaştırılmaya ve kalıcılaştırılmaya çalışılmaktadır. İkinci olarak Kürt sorununun gerçek yaratıcısının mevcut siyasi ve idari yapının bizzat kendisi olduğu gerçeği saklanılmaya çalışılmaktadır. Bu gerçeğin gizlenmesi suretiyle statükoya, Kürt sorununun yaratıcısı değil mağduru rolünü oynama imkânı sağlanmaktadır. Bürokratik statükonun mağdur duruma düşürülmesi, Kürt sorununun varlığından gerçekten mağdur olan birey ve toplum kesimlerini arka plana itmektedir. Kürt sorununun mağdurunun toplum değil, devlet olduğu propagandası, bürokratik statükonun kültürel, sosyal, ekonomik, siyasi, diplomatik ve güvenlik alanlarında yıllardır uyguladığı politikaların meşrulaştırılmasına ve kurumsallaşmasına neden olmaktadır.
Kürt sorununun varlığından gerçek anlamda mağdur olan birey ve toplum kesimlerinin,bu sorun üzerinde gerçekten düşünmesi, çözüm yolları bulması ve karar mekanizmalarını etkilemesi gerekmektedir. Kürt sorununun çözümsüz kalması için elinden geleni yapan statüko, bu sorunun çözümü için ortaya somut öneriler koyan sivil girişimleri zayıflatmaktan da geri durmamaktadır.
Sivil ve saygın bir düşünce kuruluşu olan TESEV, Kürt sorununun çözümü için somut öneriler içeren ciddi bir rapor yayınladı (Kürt Sorununun Çözümüne Dair Bir Yol Haritası: Bölgeden Hükümete Öneriler).
Haberin devamını okumak için tıklayın.
|
|
Diğer haberler:
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|