|
|
KÂZIM ÖZDOĞAN* / Yerel seçimler yaklaşırken, Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) her yere astığı bir pankart dikkat çekiyor: “Ülkeye çuval geçirenleri durdurun!” Bir yerel seçim afişi ise şöyle: “Durdurun kafamıza çuval geçirenleri ve geçirtenleri!”
|
Yerel seçimler yaklaşırken, Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) her yere astığı bir pankart dikkat çekiyor: “Ülkeye çuval geçirenleri durdurun!” Bir yerel seçim afişi ise şöyle: “Durdurun kafamıza çuval geçirenleri ve geçirtenleri!” Yerel seçimlerle hiçbir ilgisi olmayan bu sloganla, Kuzey Irak’ta 2003 yılında yaşanan ‘çuval olayı’na gönderme yapılıyor. Anlaşılan TSK unutuyor, ama TKP unutmuyor. Slogan, Türk askerinin başına çuval geçiren “ABD emperyalizminin Ortadoğu’daki senaryolarını hayata geçiren AKP’nin durdurulması” talebini içerse de asıl meram başkadır.
Son yıllarda başta TKP olmak üzere Türk solundan kimi çevrelerin mütemadiyen ulusalcı -kendi deyimleriyle “yurtsever”- kulvara yerleşmesi kimilerine garip gelse de, işin doğrusu ortada tuhaf bir durum yok. Kaldı ki bu kulvar değiştirme, maalesef sadece Türk soluna özgü bir olgu değil. TKP’nin kardeş partisi Yunanistan Komünist Partisi, geçen Aralık ayındaki ayaklanmalara sebebiyet veren olayda bir genci katleden polise “emekçi” olduğu hasebiyle sahip çıkarken, ayaklanmacıları “çapulcu” olarak niteleyebildi. YKP’ye göre esas mücadele sokaklarda değil, fabrikalarda verilmeliydi! “Sınıf ekseni” muhafazakârlığı, statükoculuğa ve halk düşmanlığına böyle dönüşüyor.
Milliyetçilik ve ırkçılık, farklı düzlemlerde de olsa diğer ülkelerdeki sol akımlara da sirayet etmiş bir hastalık. Özellikle 11 Eylül olaylarından sonra, genelde Avrupa özelde Alman solunda da ırkçı eğilimler güç kazandı. Örneğin kendilerini “Anti-Almanlar” olarak adlandıran ‘solcu’ Bahamas çevresi Alman solu içerisindeki anti-İslamcı ırkçılığın başını çekerken, Kuran-ı Kerim’i Hitler’in ‘Kavgam’ kitabıyla özdeşleştirebiliyor. Aslında ‘Alman’ın hası olan “anti-Almanların” bu tavrı, insanlık tarihinin en utanç verici suçuyla malul kendi tarihlerinin yükünden, onu Şark’ın omuzlarına atarak kurtulma zavallılığıdır. Yine Alman solunun hatırı sayılır dergilerinden Konkret‘teki bir yazısında Gerhard Henschel, İslam’ı “kana susamış delilerin dini” diye adlandırabiliyor (Konkret, 12/2001).
TKP’NİN KÜRTLERLE DERDİ
Politik tavır ve söylemlerine bakıldığında TKP’nin de kaba bir İslam düşmanlığı güttüğünü, halkı “yobazlık” ile taltif etmesinden, türban (“faşist sembol”) meselesindeki özgürlük karşıtı tutumuna kadar pek çok örnekle kanıtlamak mümkündür. Dört elle “kazanımlarına” sahip çıkmaya çabaladığı Cumhuriyet gibi, bu partinin de İslam dışındaki diğer yumuşak karnı ise Kürtlerdir.
İslam’a karşı husumet, TKP’nin Kuzey Irak’taki Federe Kürt Yönetimi’ne ilişkin açıklamalarında da kendini gösterir.
Haberin devamını okumak için tıklayın.