|
|
HÜSEYİN ÇAKIR* / Solda yeni arayışlar, toplumun yeni bir siyaset arayışı beklentisiyle örtüşüyor mu? Bu sorunun yanıtı, yeni solun toplumun inançlarına, sosyologların toplumsal muhafazakârlık olarak tanımladıkları değerlere nasıl yaklaşılacağına bağlı. İslam’la sol ilişkisi hem ideolojik, hem de politik anlamda önemli bir sorun olacak
|
Demokratik parlamenter sistemin olmazsa olmazı siyasal partidir. Gel gör ki, Türkiye bir yanıyla partiler mezarlığı, öte yanıyla, darbeler, muhtıralarla, “aç-kapa”, “aç-kapa” dan dolayı, partilerin kurumsallaşmaları, deney ve birikimleri de parça pinçik olmuştur. Resmî ideoloji, askerî vesayet sistemi; çok partili, çok ideolojili partiler sisteminin oluşumuna, sürekliliğine ve kurumsallaşmasınaizin vermemiştir. Türkiye’de sağ da sol da sürekli yeniden “inşa”, yeniden kuruluş çabası içinde olmuştur. Sağda, solda “inşa” arayışları devam ediyor. Hal böyle olunca,demokratikleşme rejim sorunu olarak ortada duruyor. Öte yandan, ne siyasal önceliklerimiz, ne güncel sorunlarımız, ne de sosyal, sınıfsalyapılanmamızın ideolojik-felsefitemelleri, Batı’nın siyasal ideolojik, sınıfsaldurumuyla “örtüşüyor.”Bu nedenle de sağımız sağ, solumuz da sol olabilmiş değil. Bu sosyolojikgerçeklikten dolayı, sosyal, sınıfsalayrışma içinde yer alanların siyasal tercihleri, Batı’da olduğu gibi tezahür etmiyor; Kemalizm, AtatürkçüDüşünce Sistemi, askerî vesayet rejimi pekâlâ, toplumda karşılık bulabiliyor.
TOPLUMUN SOL ALGISI VE CHP
Cumhuriyet’in yarattığı aydın-bürokrat orta sınıf, Kemalizm’imodernlik, modernliği de solculuk sayabiliyor. Bu solculuğun önemlikesimi, ulusalcı olarak karşımıza çıkıyor. CHP, demokrasinin ve çoğulcu siyasal sistemin gelişmesini, cumhuriyete karşı çıkış olarak düşünüyor. Baykal, askerî vesayeti, Cumhuriyet’in koruyucusu olarak görüyor. Baykal ve CHP, toplumun muhafazakâr değerlerinin siyasal tercihini rejime karşı tehdit telakki ediyor. Bu CHP, devleti kuran,Türkiye’nin “sol” partisi olarak toplumun karşısına çıktı. Ancak CHP 12 Mart sonrası Ecevit dönemine kadar sol kimliğini öne çıkartan bir parti değildi. Solun evrensel ideolojisi ve sınıfsal tutum alışıyla ilgisi olmayan “cumhuriyetçi, milliyetçi” bir partiydi. Dünyadaki konjonktüre ve toplumsal muhalefete ayak uydurarak kendini “ortanın solu” ilan etmişti.
Haberin devamını okumak için tıklayın.