|
|
CEREN KENAR * / Türkiye medyasının Arap devrimlerine fantastik tepkileri devrimleri gölgede bırakıyor
|
Türkiye medyasında Arap devrimlerine verilen fantastik tepkiler, bu devrimlerin renkliliğini gölgede bırakmaya aday. Nadide bilirkişilerimiz eksik etmedikleri mühim kadın/adam pozları ile Arap devrimcilerden rol çalarken, bize düşen şanlı basın tarihimize mütevazı bir not düşmek. “Araplar’ın devriminden ne olacak, hem zaten bize ne” sinizminden, “Devrimlerden çok şey beklemeyin, Arapların Atatürk’ü olmadığından zinhar iflah olmaz” vari tuhaf saptamalara uzanan bu renkli yelpazeyi tartışmaya devam edeceğiz. İlk portremiz -ki bence tüm zamanların favori pozisyonu olan- “yurtta militarist, dünyada devrimci” yazarlarımızdan oluşmakta.
Bu pozisyonun temel karakteristiği kendi sınırları içinde huzurlu, konforlu ve steril “solculuktan” şaşmayıp, başka topraklarda demokrasi kahramancılığı oynamaktır... Bu yazarlarımız Türkiye’de muhtıralar, darbe planları havada uçuşurken, istiflerini hiç bozmayıp “ama AKP çok kaşındı, muhtıra normal” tepkileri vermiştir ancak Tahrir’de mevzu Mısır ordusu olduğunda en önde giden antimilitarist, en şanlı darbe karşıtı rollerini kimseye kaptırmazlar. Cumhuriyet mitingleri gibi alenen militarist ve hatta ırkçı mesajların verildiği “hareketlenmeleri”, “İzmir çok güzel, kızlar da güzel, miting neden güzel olmasın” tarzı fazlasıyla sofistike bir akıl yürütme ile desteklemiş olmaları mühim değildir. Türkiye’nin özel şartlarında böyle askeri müdahaleler normaldir ama Mısır devriminin askerler tarafından ele geçirilmesine karşı göğüslerini twitterda siper ederler. Mısır’da, ceplerinde Türk pasaportu ile beş yıldızlı otel lobilerinde gösterdikleri direnişin bir Nobel veya en azından bir Pulitzer ile taçlandırılmamış olması, dünya kamuoyunun bir ayıbıdır.
Arap devrimlerinden bahsederken birinci iyelik ekini eksik etmezler. Onların devrimidir Mısır devrimi, hoş dünyadaki tüm devrimler onların devrimidir, her devrim üzerinde mülkiyet hakkı talep etme hakları bakidir. 1980 darbesinde henüz 7 yaşında olmaları, “işkence tezgâhlarında çile çektik” edebiyatı yapmalarına mani olmuyorsa, Mısır devriminde İstanbul’da sefa sürmeleri de Mısır devriminin onların devrimi olduğu gerçeğine engel olmaz.
Haberin devamını okumak için tıklayın.