|
|
DOÇ. DR. MURAT ÖNDERMAN * / Türkiye dünyada sosyal güvensizliğin en yüksek düzeyde olduğu birkaç ülke arasındaki yerini korumakta
|
Günümüze dek, Türkiye’de sivil toplumun etkinsizliğinin başlıca nedeni olarak, güçlü bir devletin engelleyici tutumu görüldü daha çok. Bu yaklaşımın öne çıkması, sivil toplumun kültürel ve toplumsal dayanakları açısından da ele alınmasında geç kalınmasına yol açtı. Bu yazıda, Türkiye’de sadece devletin sözü edilen tutumunun değil, toplumsal kültürün sivilliğin güçlenmesini zorlaştıran bazı yönlerinin de sivil toplumun canlılığını olumsuz yönde etkilediğini ileri süreceğim. Kısacası, sivil toplumu kuşatan çemberin bir yarısında devlet, diğer bölümünde ise bazı toplumsal kesimler, eğilimler ve davranış alışkanlıkları bulunmaktadır.
Sivil toplumun dayanaklarından biri de sivil kültürdür. Burada sivilliğin altı unsurunu ayırdedeceğim: genel olarak insanlara güven, toplumsal cinsiyetler arasında eşitlik, şiddete dönük davranışların kontrolü, müzakereye açıklık, kural tanırlık ve karşıt düşüncelere sahip olanları kötü/aşağı görmemek. Bunların son beşini, ilkinin (güvenin) kaynakları arasında ele alacağım.
Türkiye dünyada sosyal güvensizliğin en yüksek düzeyde olduğu birkaç ülke arasındaki yerini korumakta istikrarlı. Türkiye’deki düşük güvenli toplumsal kültür sivil toplumun gelişmesini zorlaştırıyor. Yurttaş güveni diyebileceğimiz, aile/akraba/ahbap çevrelerinden olmayan kişiler (sosyal yabancılar) karşısında hissedilen güven Türkiye’de çok düşük düzeyde. 2011 Dünya Değerler Araştırması’na göre, genel olarak insanlara güven duyanların oranı Türkiye’de % 15. Üstelik, Türkiye açısından bu olumlu anlamda bir rekor! Bu ülkede ne sosyal güven ne de hukuk kurallarını bireysel davranışlarla hayata geçirme eğilimi yüksek düzeyde olduğundan, birinin diğerinin işlevini kısmen de olsa üstlenebilmesi veya güçlü bir sivil toplumun dayanaklarını oluşturabilmeleri zor. Nitekim, Türkiye’de genelleşmiş güven ve sivil topluma katılanların oranları birbirine yakın.
Van depremi sonrasında insanların yıkıntılardan ve kendini koruyamayacak durumdakilerden para veya eşya çalmayacak kadar erdemlice davranmalarına rağmen, bir tür kamu malı sayılabilecek olan yardımların yağmalanması bize tekrar gösterdi ki, Türkiye’de kamusal alanda sosyal yabancılar arasında hukuki ve ahlaki bir boşluk vardır. Bu da yurttaş güvensizliğinin başlıca nedenleri arasındadır. Bu ülkenin neredeyse her etnisiteden yurttaşları arasında yaygın olan pratik ve eylemci tutum, hukuka saygının gerektirdiği davranışları erteleyebilmeye pek yer bırakmıyor (trafikte korna çalarak öndeki aracın sürücüsünü “dürtmek”teki gibi). Türkiye’de güvenin sosyo-kültürel türdeşliğin veya toplumdan küçük gruplara sadakatin bir ürünü olması, onun “öteki”ler ve sosyal yabancılar karşısında genellikle hissedilmemesini açıklıyor.
Haberin devamını okumak için tıklayın.