1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 24 Mayıs 2012 Perşembe 13:12
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  

Türkleri daha hâlâ misafir sanıyorlar - EYLEM DÜZYOL - 05.10.2011

Türkleri daha hâlâ misafir sanıyorlar   EYLEM DÜZYOL - 30 yıldır göçmenler üzerinde çalışan Profesör Barbara John’a göre Türkler gibi Almanlar da çokkültürlü Almanya’ya entegre olamadı

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

ELLİ YILLIK GÖÇÜN KISA HİKÂYESİ / BERLİN - 1

Yabancı bir ülkede turist olmanın kişiye tuhaf bir özgürlük hissi verdiğini düşünürüm. O ülkenin uygulamalarına yabancı olmak size bu “misafir özgürlüğünü” verirken, o ülke insanlarına da “misafirperverlik” sorumluluğunu yükler ki bu da karşılıklı bir anlayışı beraberinde getirir. Örneğin, bir otobüste yüksek sesle konuşan ya da kahkahalar atan turiste genelde sempatiyle bakılırken, aynı tavrı “yerlilerin” göstermesi durumunda gerekli tepki, içinde sinkaf barındıran çeşitli cümlelerle kendisine iletilir. Kısacası, gelenekler gereği misafire tahammülkâr bir yakınlığımızın olduğunu söylemek mümkün.

İşte bu düşünceler içinde, Alman Dışişleri Bakanlığı’nın işçi göçünün 50’nci yılı nedeniyle davet ettiği Berlin’e giderken, yabancı bir ülkede misafirlikten doğan minik “özgürlük” hakkımı kullanmanın heyecanını yaşıyordum.

Gerçi, uçaktaki Türk nüfusun yoğunluğu adeta şehirlerarası uçuş izlenimi veriyordu ama elimdeki pasaport bunun bir dış hat uçuşu olduğunun yegâne resmî olduğu için herhangi bir vehme kapılmadım. Berlin havaalanına indiğimde Almanca anonslar da bu düşüncemi pekiştirdi. Bavulumu omuzlayıp, havaalanından çıktığımda, insanın gözlerine “Türkçe bakan” taksicileri görünce misafir olmanın bana sağlayacağını düşündüğüm özgürlük hayalim de hafifçe sarsıntıya uğramış oldu.

“Küçük İstanbul” olarak anılan Kreuzberg’e ulaştığımda ise binaların mimari yapısı olmasa farklı bir ülkede olduğumu düşünemeyecek kadar Türkiye’de hissetmeye başladım kendimi.

İstanbul dönercisinden Antep baklavacısına kadar ne kadar “küçük esnaf” varsa adeta beni yalnız bırakmamak için Berlin’e gelmiş gibiydi. Türkçe tabelalar, Türkçe gülüşler, Türkçe konuşmalar koskoca sokağın dört bir yanında dolaşıyordu.

Bendeniz, içine düştüğüm “yerli denizinde” içimdeki “özgürlük kaçamağını” ufak ufak yok ederken, Almanların “kalıcı” olduklarına neredeyse 50 yıl sonra ikna oldukları “uzun ömürlü misafirler” olan “bizimkilerle” “evsahibinin” durumunu merak ettim doğrusu.

Aşağıda okuyacağınız yazıda işte bu 50 yıl boyunca, aynı ülkede birlikte yaşadığı halde birbirine yabancı kalarak yeni bir bütünü oluşturamayan, birlikte ürettiği halde, ayrı tüketen ve farklı düşünen insanların öyküsünü, diğer bir deyişle öteki olmanın yarattığı sıkıntıları aktarmaya çalışacağım...

Benden alman olamaz ki...

Dünya savaşı sonrası insan gücünün önemli bir kısmını yitiren Almanya, ekonomisini canlandırmak amacıyla aralarında Türkiye’nin de bulunuduğu pek çok ülkeyle işgücü anlaşmaları imzaladı. 1961 yılında, işçi göçü vermeye istekli olan ülkelerin “işsizleri” işçi bulma kurumlarının önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Türkiye’den ilk partide 2500 Türk “Almancı” olarak bu ülkeye gitti. Yıllar içinde bu sayı 2.7 milyon kişiye ulaşarak, Almanya’nın en büyük “yabancı işçi grubu”nu oluşturdu. Diğer uluslardan gelen yabancı işçilerle birlikte yıllar içinde ülkedeki toplam yabancı sayısı 15 milyonu buldu.

Farklı kültürlerden gelen milyonlarca kişiyi yıllarca “misafir” ya da “geçici” eleman olarak tanımlayan Alman makamları, bu kişilerin “kalıcı göçmenler” olduğunu ise ancak yıllar sonra anladı.

Haberin devamını okumak için tıklayın.

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

Diğer haberler:
 
Diğer Yazı Dizisi Haberleri:
 Paşa hayatlardan sivil izlenimler
 Aziz’in evinde buluşalım
 Seyid Rıza’nın kızına öğrenci genç bakıyor
 Katliamı yaşayan tanıklar anlatıyor-2
 KATLİAMI YAŞAYAN TANIKLAR ANLATIYOR-1
 TOKİ depremzedelere dört bin konut yapacak
 Birlikte ama ‘ayrı’ yaşadık
 Türkleri daha hâlâ misafir sanıyorlar

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 24.05.2012
Ölüm bile eşitsiz
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 24.05.2012
Kamyonetimi isterim ! Amerikalılarımı isterim !
ARADA
Markar Esayan - 24.05.2012
Demokratik koalisyondan, ilkesiz ittifaka
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 24.05.2012
Büyük okyanusları aşıp, Uludere’de boğulmak
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 24.05.2012
Dizilerde başörtüsü ikâmesi
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 24.05.2012
İki hatıra
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 24.05.2012
Güle oynaya savaş
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 24.05.2012
Henry Miller ve ‘Yengeç Dönencesi’...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 24.05.2012
Sol siyasete bu ülkede de ihtiyaç var
TELESİYEJ
Telesiyej - 24.05.2012
Burhan Doğançay’ın isyana düşmüş resimleri neden büyülüyor insanı
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 24.05.2012
Almanlar Eurobond’a yeşil ışık yakacak
İMZA
Kerem Altan - 24.05.2012
Yaz bakalım
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 24.05.2012
Kurdistan-Tunus
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Haber: Türkleri daha hâlâ misafir sanıyorlar
24.05.2012 13:12:57