|
|
Ekonomist Süleyman Yaşar’ın yeni çıkan Derin Ekonomi adlı kitabı, küresel krizle birlikte son birkaç yılda Türkiye’de yaşanan ekonomik gelişmelerle ilgili önemli tahliller ve tespitler içeriyor
|
Tüm dünyanın içinden geçtiği küresel krizin miladı olarak simgeleşen ABD yatırım bankası Lehman Brothers’ın 15 Eylül 2008’de batmasıyla, başta ABD olmak üzere dünyanın pek çok yerinde devletler, şirketler, kuruluşlar milyonlarca dolarlık varlıklarını kaybettiler, borsalar ağır kayıplar yaşadı, bankalar ve şirketler iflas bayrağı çektiler. Ülkeler, krizle sarsılan gerek özel gerek kamuya ait şirketlerini kurtarmak için paket üzerine paket hazırladı. Krizin tüm dünyaya yaşattıkları ve gösterdikleri ekonomi ile ilgili bilinen ezberleri bozdu, kuralların yeniden yazılma ihtiyacı doğdu. O sırada Türkiye’de neler oluyordu? Hafızalara yer eden Başbakan Erdoğan’ın “Kriz bizi teğet geçti” sözü çokça tartışılırken, Türkiye’nin IMF ile yeni bir anlaşma yapıp yapmayacağı ile ilgili haberler gündemden düşmüyordu. Demokratik açılım tartışmaları tüm hızıyla devam ederken, askerin derin darbe planları Taraf sayesinde bir bir gün ışığına çıkıyordu.
Kriz lobisini merak edenlere yanıt
İşte bu süreçte Türkiye’de neler yaşandığını, ekonominin durumunu, İstanbul sermayesi ile Anadolu sermayesinin taleplerini İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ekonomist Süleyman Yaşar, yeni çıkan “Derin Ekonomi - Cumhuriyetin Finansal Şifreleri” adlı kitabında anlattı. Ekonomi kitabı sıkıcıdır demeyin. Hanefi Avcı’nın büyü ses getiren kitabı kadar ilgi çekici bir içeriğe sahip. Yazılarında da sık sık dile getirdiği üzere, Yaşar, kitabında kriz lobisi adını verdiği bir kesim işadamının krizde Türkiye’de büyük gürültü çıkartarak, medyayı da kullanarak hükümeti IMF ile anlaşma yapmaya zorladığını ve anlaşma olmaması halinde Türkiye’nin batacağını söylediklerini anlatıyor. Yaşar, geçtiğimiz günlerde Başbakan Erdoğan ile TÜSİAD arasında yine polemik konusu olan İstanbul ve Anadolu sermayesi ayrımına yönelik değerlendirmeler de yapıyor. Yaşar ile Türkiye’deki “derin ekonomi” hakkında konuştuk:
Vesayet rejiminin devamını istiyorlar
Kriz lobisi diye tabir ettiğiniz ve ağırlıklı İstanbul sermayesinin oluşturduğu işadamı grubunun kriz dönemindeki talep ve tavırlarını bu kitapta ele aldınız. Kimdir bu kriz lobisi ve ne istiyorlardı?
2008’in sonlarına doğru ABD’de Lehman Brothers’ın batması Türkiye’de kriz lobisini ortaya çıkardı. Türkiye’de olmayan krizi, sanki burada olmuş gibi yansıttılar. Mutlaka IMF’den 35 milyar dolar almamız lazım dediler. Türkiye, kriz lobisinin sözüne uyup bu 35 milyar doları alsaydı, ekonomi yine küçülecekti, üstelik bir de devletin üzerine 35 milyar dolarlık borç yükü binecekti. Statükocu sermayenin niyeti kamu üzerinden bu kaynakları kullanıp borcu halkın üzerine yıkmaktı. Ama daha sonraki süreçte açıklanan şirket kârları, bize mali krizin etkisinin olmadığını gösterdi. Kriz lobisi dış borçlarını çok rahat ödedi, işçi çıkarmalar bir tuzaktı ve sosyal kaos yaratmaya yönelikti. 35 milyar doları hükümet alsın diyenler de gidip rahatlıkla dış piyasalardan bu paraları alabilirdi. Bugün bu işçi çıkarmaların ekonomik temeli olmadığını görüyoruz. Bunlar, IMF vesayeti ile bütçe vesayetini hükümetin elinden almak, siyasi vesayeti de askere ve yargıya bırakma niyetindeydi. Darbe planlarında ekonomik kaos çıkartma tezi dile getirilmişti. Bu da, kriz lobisinin kimlerle işbirliği içinde olduğunu gösteriyor. Hem krizi Türkiye’de çıkmış gibi gösterip, AKP’yi iktidardan uzaklaştırmak hem de kamu kaynaklarını kendilerine aktarmak istiyorlardı. Merkez Bankası Başkanı atamasında bile bu durum ortaya çıktı.
İstanbul sermayesinin yeni Anayasa değişikliklerine hayır demesi de, vesayet rejiminin devamını sağlamak. Bütçe rantlarını IMF vesayeti ile kendilerine yönetiyorlardı. Örneğin, Başbakan Erdoğan “Türk Ticaret Kanunu’nu niye desteklemediniz” diye sordu TÜSİAD’a ses çıkarmadılar. Referandum aşamasında TÜSİAD’ın tarafsız kalması üstü kapalı hayır anlamına gelir.
Başbakan Erdoğan, bir konuşmasında “Anadolu sermayesini daha samimi buluyorum” deyince, TÜSİAD hemen buna cevap verdi. Anadolu sermayesi ile TÜSİAD arasındaki en belirgin farklar nedir sizce?
Anadolu sermayesi rantlardan faydalanan bir sermaye grubu değil.
Haberin devamını okumak için tıklayın.