|
|
AV. SELAHATTİN ÇOBAN * / Cesetleri aileler taşıyor otopsiye... İkinci bir acı ve zulüm kokuyor her taraf... Aşağıdan bağırıyor biri, 5. cesedi getirin, 6. cesedi getirin diye...
|
"Peki KİM özür dileyecek ve Genelkurmay Başkanı’nı, İçişleri Bakanı’nı, Vali’yi görevden kim alacak?”
Uludere belki de birçok insanın ismini ölüm, çatışma, operasyon ve son olmasını dilediğimiz katliam dışında duymadıkları bir yer. 28 aralıkta yapılan bombardımanı 29 aralığın sabahında ilk öğrendiğimizde Diyarbakır’dan 4 avukat/insan hakları aktivisti yola çıktık. Haber ürkütücü, bir o kadar da korkutucuydu. Gerçekten doğru muydu değil miydi düşünceleri ile çıktığımız yolda nasıl bir manzara ile karşılaşacağımızı tam kestiremiyorduk. Ancak yol boyunca Şırnak ve Uludere’de bulunan tanıdıklarla yaptığımız telefon görüşmeleri cenazelerin Uludere Devlet Hastanesi’ne getirildiği sonucunu veriyordu bize. Bu nedenle doğrudan doğruya Uludere Devlet Hastanesi’nin önüne gittiğimizde içinde yerlerde oturmuş insanlar dışında hiçbir malzeme bulunmayan bir bina ancak üstünde “Uludere Devlet Hastanesi” yazan ışıklı tabelası olan bir bina gördük... Odaları tek tek dolaştık, nerede ise tek bir yatak gör(e)medik. Cenazeler yerlerde ailelerden birer ikişer kişi başlarında ağlıyor. İlkin fotoğraf çeken arkadaşımızı polis sanıp darp etmek istiyor birkaç kişi ancak dernekten olduğumuzu, avukat olduğumuzu ve insan hakları ihlâlini izlemek için geldiğimizi ifade edince sakinleşiyorlar ve bu sefer kendileri cenazeleri tek tek açıp vahşeti beynimize kazımak istercesine en parçalanmış, yok olmuş bölümleri bize gösteriyorlar. Cesetlerin üzerinde numaralar. 1. ceset, 2.ceset, 3. ceset...
Bir ceset, baş tarafı açılınca kafanın boyna kadar olmadığını, kolun siyahlaşmış, omuzdan itibaren olmadığını fark ediyoruz. Tıpkı bir tahtanın yanıp belli bir yerden sonra kendi kendine sönmesi gibi. Baş tarafı da aynı...
Cesetleri aileler taşıyor otopsiye. İkinci bir acı, işkence ve zulüm kokuyor her taraf. Aşağıdan bağırıyor biri 5. cesedi getirin, 6. cesedi getirin diye. Hemen omuzluyor birkaç kişi.. görevliler yok.. aileler yapıyor bu işi...
Birkaç kadın dışında inanılmaz bir sessizlik hâkim. “Neden idarecilere, kaymakama, valiye haber vermediniz görevli yok diye, neden cenazeleri biz taşıyoruz?” diye sorduğumda oradan bir ses yükseliyor “cenazelerimizi de taşımasınlar, istemiyoruz” diyor.
Ön izleme raporu yazmak için karşı çay ocağına geçtiğimizde 6. otopsi yapılıyor. Her yer buz, insanlar tıpkı cesetler gibi soğuk, buz kesilmişler. Ürküyoruz. Hiçbir resmî görevli yok gibi duruyor. Güvenlik yok. Oysa benzer durumlarda hep insan sayısından fazla güvenlik görevlisi olurdu.
Gece Şırnak’a dönmek istiyoruz. Hakkâri ve Uludereliler “gece kimse buradan çıkamaz, biz de yakın köye davetliyiz ancak güvenlik kaygısı ile gidemiyoruz” diyorlar.
Haberin devamını okumak için tıklayın.