|
|
Dr. RUHDAN YUMER * / Ulus devletler insanlığın sınırlarla ayrılmış mekânlara bölünmüşlüğünü temsil ediyor
|
Yeni anayasa ve Kürt sorunu bağlamında Türkiye’nin temel tartışma konusu haline gelen “millet meselesi” liberalizm-ulus ilişkileri çerçevesinde incelenebilir. Bu çerçeveyi çizerken çözüm önerilerinde beliren şu üç şıkka göndermede bulunacağım:
a) Millet kavramını daha siyasal ve kapsayıcı hale getirmek.
b) Millet kavramından tamamıyla vazgeçmek.
İki millet tanımlayıp federal düzeyde millet kavramından vazgeçmek.
Özgüllük/ evrensellik çelişkisi
Ulus devletler insanlığın sınırlarla birbirinden ayrılmış mekânlara bölünmüşlüğünü temsil ediyor. Bu olumsal bölünmüşlük liberalizmin bütün insanları kapsayan bakış açısıyla çelişse de, evrensel ilkelerin ulus devletler haricinde bir yeri yurdu, somut insanların yaşamlarını düzenledikleri başka alanlar yok. Demek ki ulus devletlerin kendi içlerinde evrensele yönelen bir dinamik var. Liberal siyaset felsefesi, örneğin Oakeshott’un sivil beraberliği, Rawls’un adil toplum ilkeleri, Habermans’ın anayasal vatanseverliği gibi kavramlar, bu evrenselleşme dinamiğini anlama çabasının ürünü. Bu kuramlarda ulus çoğu kez zımnen varsayılıyor. Bazen de evrensel siyasal ilkeler temelinde birleşmek anlamında “devlet”, özgül “ulus”tan ayrılarak ikilem aşılmaya çalışılıyor.
Neden ulus kavramından vazgeçmek (b şıkkı) mümkün olmasın? İnsanların uluslarına olan duygusal bağlarını bir yana koyup, soruna liberal demokrasi açısından bakarsak şunları söyleyebiliriz:
Liberal demokrasiler özellikle güçlü siyasal birlikler gerektiriyor. İnsan deneyiminin tarihsel, kültürel, etnik ve siyasal cepheleri arasında aracılık yapan, doğal gibi gözüküp aslında çok karmaşık olan ulus tasavvuru, siyasal bir “biz”e temel teşkil ediyor.
Ulus devlet, insanlar için bir anlam taşıyan türden demokratik katılıma ortam sağlayan kamu alanı ve kuruluşlarına sahip tek iktidar alanı olmaya devam ediyor. Ulus üstü planda faaliyet gösteren çoğu uluslararası kurumun, sivil toplum örgütlerinin, cemaatlerin, vakıfların, lobilerin, âkil adamların... Avrupa Komisyonu üyelerinin.
Haberin devamını okumak için tıklayın.