|
|
ERHAN KIZILYAR * / Güneydoğu’daki kaçak olaylarını az biraz bilirim. 1987 yılında Hakkâri’de sınır karakol komutanlığı yapmıştım bir yıl
|
“Yüzünüz bahara dönük” başlıklı bir yazı yazmak istedim geçenlerde. Sabah sabah moral olsun, pozitif elektrik yaysın diye. Olmadı, altını dolduramadım. Akdeniz’deki yüz nakli ameliyatı müthiş bir umuttu ama, Uludere’de vatandaşların “Gündüz kaçağa gidiyoruz, bombalamayın” çığlığı onun önüne gelip duruyordu. Hiçbir buluş insanın yaşama talebinden daha önemli değildir çünkü.
2011 Aralık’ının son günlerinde Uludere’den acı bir haber gelmişti. Kaçakçı olduğu bildirilen 34 vatandaşımız bombardımanda hayatını kaybetmişti. Yanlış bir istihbarat sonucu PKK’lı sanılarak vurulmuşlardı. Kalemin duyguları yazamadığı bir olay.
Güneydoğu’daki kaçak olaylarını az biraz bilirim. 1987 yılında Hakkâri’de sınır karakol komutanlığı yapmıştım bir yıl.
Daha Hakkâri’de Alay’da iken Alay Komutanı sınır karakollarına gidecek asteğmenleri toplayıp uyarılar yapmıştı. Uyarılardan bir bölümü de kaçakçılarla ilgili idi.
“Asteğmenlerim sınırlarda vatandaşlar büyük oranlarda kaçakçılık yaparlar. Eroinci ve silah kaçıranlar kolay kolay teslim olmazlar. PKK da öyle. Ama bunlarla sık sık karşılaşmazsınız. Vatandaşla çok daha sık karşılaşırsınız. Dur çekince de teslim olurlar zaten. O nedenle pusularda mutlaka ‘Dur’ emrini çekmeden ateş emri vermeyin” şeklinde bir uyarıydı.
Özetle kaçakçı da olsa vatandaşın korunmasına yönelik bir talepti.
Neden vatandaş “Dur” emrine rahat uyardı? Yaşadığım bir örnekle anlatayım:
Sınır karakoluna gidişimin dördüncü gecesi ilk pusuya çıktım.
Haberin devamını okumak için tıklayın.