SEVSİNLER, “devrim yasalarıymış”!
Ulusalcı cihet, bilhassa da onların Maoculuktan neo-nazizme rücu eden en iğrenç, en çirkef ve şirret kesimi hanidir ve hanidir bu deyimle yatıp kalkıyor.
Histerik bir doyumsuzluğu kendilerini “devrim yasaları” fetişizmiyle tatmin etmeye çalışıyorlar.
Hatta komünist şartlanmayla “devrimin tunç yasası” diye cafcaflı sıfat da ekliyorlar.
KASTETTİKLERİ şey Cumhuriyet’le birlikte devreye giren ve İstiklâl Mahkemeleri duruşmalarından Recep Peker amentülerine uzanan bir süreçte uygulanmaya çalışılmış olan “inkılâp kanunlarıdır”.
Başka bir deyişle Ulusalcılar, devamlılık arzettiği varsayılan bu süreçten ötürü, artık yıkılmış olmasına rağmen yine de eski statükoya dokunulamayacağı hayaliyle avunuyorlar.
Böyle bir şey yoktur, olmamıştır ve olmayacaktır!
OYSA şu doğru: Evet, her devrim kendi dinamiğinde kendi yasalarını da üretir.
Ama Türkçedeki kelimenin zaten adı bile üzerinde: Devrim!
Sözkonusu ifade doğal bir seyri tanımlayan “evrilmek” fiilinden değil, sıradanlık ötesi ve cebrî çağrışımlı bir gelişmeyi vurgulayan “devirmek” fiilinden türetilmiştir.
Latin kökenli dillerde de anlam aynıdır. “Evolution”a “r” eklenip “revolution” denir.
O halde bu kısacık etimolojik tahlil dahi “devrim”in, dolayısıyla onun yasalarının da geçici olacağını baştan açıklamaya yeter ki, tabii bu analitik mantığı bizimkilerde ara da bul!
NİTEKİM çift aşamalı İngiliz Devrimi’nde “Şanlı İnkılâp” diye adlandırılan ikincisi, birincide oluşturulmuş olan ihtilâlci rejimin ve hukukun tasfiyesinden başka bir şey değildir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.