Önümüzdeki birkaç hafta işlerim çok karışık. Uzun süredir, Marksist Solun milliyetçileşmesinin, pragmatizmin icapları dışındaki, doğrudan doğruya teorik köklerini düşünüyor(d)um. 2007’de Harvard’da üç konferans vermiş, tarihsel süreci anlatmış, ama “püf noktası”na ilişkin analizimden çok da tatmin olmamıştım.
20 Ekim’de üniversitede sunduğum bir Tarih Seminerinde, kendimce yeni bir görüş ortaya attım, Lenin’in emperyalizm teorisi hakkında. Emperyalizmi “tekelci sermayeDİR” diye tanımlamasının belki en önemli hatâ olduğunu söyledim. Ardından aynı fikri, çok komprime biçimde de olsa, DSİP’in düzenlediği “Kemalizm ve Sol” panelinde tekrarladım (Bilgi Üniversitesi, 31 Ekim 2009).
Bu yazı 14 Kasım’da yayınlandığında ise, 5-8 Kasım’da ABD’de,
Rethinking Marxism dergisinin üç yılda bir yapılan konferansının Nasyonalizme ayrılan bir plenum oturumunda konuşmuş ve dönmüş olacağım, kabaca “Günümüzde Marksizmin milliyetçiliğe katkısı” gibi ironik bir başlıkla. Ardından 27-29 Kasım’da Londra’da, bu sefer
Historical Materialism dergisinin yıllık konferansında benzer bir bildiri vereceğim : “Mutlak anti-emperyalizm : bir bunaklık hastalığı.”
Absolute anti-imperialism, a senile disorder. Bilen bilir; Lenin’in ünlü bir eseri vardır,
“Sol” Komünizm : Bir Çocukluk Hastalığı. Ona nazire veya atıf.
Bir kere bu girdaba girdiğimde,
Okuma Notları hayli aksayacak. İyisi mi, dedim, en baştan beş altısını birden yazıp bırakayım da, oraya gider buradan dönerken sıkıntıya girmeyeyim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.