1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:36
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Halil Berktay OKUMA NOTLARI 26.07.2008
Halil Berktay
Bir devrimler tipolojisi
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Halil Berktay - Bir devrimler tipolojisi Halil Berktay - Bir devrimler tipolojisi Halil Berktay - Bir devrimler tipolojisi Halil Berktay - Bir devrimler tipolojisi Halil Berktay - Bir devrimler tipolojisi Halil Berktay - Bir devrimler tipolojisi Halil Berktay - Bir devrimler tipolojisi Halil Berktay - Bir devrimler tipolojisi
Halil Berktay köşe yazılarını web sitenize ekleyin

İster “burjuva” devrimleri deyin, ister modernleşme devrimleri, ister ulus inşası (nation-building) devrimleri. Hangi kavramsal çerçeveyi kullanırsanız kullanın: (1) Demokrasi gibi devrim de modernitenin bir ürünüdür. Her ikisine de tarihin her döneminde, hele binlerce yıllık köylü toplumlarında rastlanmaz. Zira gerek demokrasi, gerekse devrim, sosyal sınıfların mevzilenişi, seferberliği, ortak eylem kapasitesi bakımından kamusal alana ihtiyaç gösterir. Eski Yunan şehir-devletleri olağanüstü küçük ölçeğinde, herkes herkesi tanıyordu. Daha hatırı sayılır nicelikteki kamusal alanlar, kentleriyle, piyasasıyla, matbaasıyla, basınıyla, kitlesel okur-yazarlığıyla modernite tarafından kurulup genişletilir.

(2) Dolayısıyla –sanayi, fabrikalar, işçi mahalleleri, İngiliz mühendis ve ustabaşıları, futbol takımları gibi- devrimler de, 16. yüzyılın Protestan Reformasyonu, 1640-48 İngiliz ve 1789 Fransız devrimlerinden başlayarak, Avrupa’da batıdan doğuya yayılır.

(Not 1: Steven Ozment’in <[I>Protestants: The Birth of a Revolution, 1993] işaret ettiği gibi, Reformasyon düpedüz Protestan Devrimi’ydi ve yol açtığı din savaşları da, devrim-karşıdevrim kutuplaşmasının tipik özelliklerini taşıyordu. Katolikliğe karşı vicdan özgürlüğü, İspanya’ya karşı bağımsızlık, monarşiye karşı parlamento boyutlarını içeren Hollanda devrimini de, Goethe ve Beethoven’ın ölümsüzleştirdiği Kont Egmont gibi hürriyet kahramanları dahil, Reformasyon dışında düşünmek olanaksızdır.)

(3) Bütün bu 19. ve erken 20. yüzyıl devrimlerinin hem liberal-demokratik, hem milliyetçi eğilimleri vardı. Bu farklı boyutlar görece liberal-demokratik bir aşama ile görece milliyetçi bir aşamada yoğunlaşabiliyordu. Örneğin Fransız Devrimi’nde 1789-92 arası “ılımlı” diye de tarif edilen liberal-demokratik aşamayı; Viyana destekli aristokratik émigré ordularının saldırısı karşısında Jakobenler’in devrimi/Fransa’yı savunmayı üstlenerek öne çıkmaları ise “radikal” de denen milliyetçi aşamaya geçişi belirler. Bu iki aşamaya aynı zamanda 1793 ve 1795’in farklı anayasaları denk düşer.

(4) Bu devrimler yelpazesi içinde, batıdan doğuya ve dolayısıyla “erken”den “geç”e gidildikçe, biraz daha doğudaki ve dolayısıyla biraz daha geç her devrimin, kendinden öncekilere ve özellikle iki büyük nirengi noktasını oluşturan İngiliz-Fransız devrimlerine kıyasla, liberal-demokratik aşaması daha kısa, liberal-demokratik karakteri daha zayıf; buna karşılık milliyetçi aşaması daha uzun, bu aşamada satha çıkan devletçi karakteri daha belirgindir.

(5) Siyasal coğrafyanın da hakkını verelim. Miroslav Hroch (ve öğrencisi Jitka Maleckova), Avrupa’da üç tip devrim ve uluslaşma sürecinden söz eder. [I] Az çok sabit bir toprak-nüfus biriminde gerçekleşenler. İngiltere ve Fransa, bu varyanta da örnektir. Zira her ikisinde de, belirli bir İngiliz-Fransız teritoryalitesi ve demografisi, Ortaçağ ve Yeniçağ’da şekillenmişti. Dolayısıyla devrim, esas olarak içsel bir rejim değişikliği biçimini aldı. [II] Parçalı ve dağınık bir toprak-nüfus tablosunda gerçekleşenler. Alman ve İtalyan “ulusal birlik”lerinin kurulması, bu patikanın tipik örnekleridir. [III] Eski, köhnemiş emperyal mozaikler zemininde gerçekleşenler. Bu, bir parçalanma mecrasıdır. Avusturya-Macaristan ve Osmanlı imparatorluklarının dağılıp, birbirine rakip ve düşman ulus-devletlere bölünmesiyle somutlanabilir.

(6) Liberal-demokratik çizginin fideliği, daha çok I. patikadır. Buna karşılık II. ve III. tip süreçler, devletçi-milliyetçi içeriğin baskın çıkmasına yatkındır. I. varyantta, devletin toprak ve nüfus birliğini sağlaması için yüksek oranda cebir ve şiddet kullanması gerekmediği gibi, kapitalizmin gelişmesi için özel bir çaba sarfetmesi de gerekmez. Eski Düzeni (ancien régime) tasfiye etmesi, zaten uç vermiş bulunan özel mülkleşme, metalaşma ve parasallaşma süreçlerinin önünü açmaya –neredeyse- yeterlidir. Buna karşılık II. ve III. varyantlarda, devlet agresif ve defansif savaşlar, irredantizm (Pan-Cermanizm ve Pan-Slavism; megali idea, Pan-Türkizm, Turancılık) ve etnik temizlik (anti-semitizm, Ermeni soykırımı, Mübadele) gibi yöntemlerle, belirgin bir “birleştiricilik” ve/ya “ülkesi ve milletiyle bölünmezlik” işlevini üstlenir. Bismarck’ın “kan ve demir” yaptırımcılığının öne çıkardığı, toplumu yoktan vareden Tanrı rolüne büründürdüğü askerî-bürokratik aygıt, misyonunu, millî kapitalizmin inşasına yönelik özel politikalarla sürdürür.

Barrington Moore’un (Social Origins of Dictatorship and Democracy, 1966) ikilemiyle söyleyecek olursak, bu, demokrasinin değil diktatörlüğün sosyal zeminidir.

 

Diğer Halil Berktay Makaleleri:
  1. [Kölelikten Türklüğe] - 02.09.2010
  2. [Köle ticareti ve İnalcık] - 28.08.2010
  3. [Ulusalcılık ve kölelik] - 26.08.2010
  4. [Kemalizmin çelişkisi] - 21.08.2010
  5. [Etnik dönüşümler] - 19.08.2010
  6. [Irkçılığın kapsamı] - 14.08.2010
  7. [Taklitçi Türk ırkçılığı] - 12.08.2010
  8. [Türk Tarih Tezi] - 05.08.2010
  9. [İtalyanlık olasılığım] - 31.07.2010
  10. [Bizim Mayflower’ımız] - 29.07.2010
  11. [Giritliler-4] - 24.07.2010
  12. [Giritliler-3] - 22.07.2010
  13. [Giritliler-2] - 17.07.2010
  14. [Giritliler-1] - 15.07.2010
  15. [Ortak akıl-2] - 10.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Bir devrimler tipolojisi - Halil Berktay
03.09.2010 06:36:54