Ya da [Parentez-20] ve [Giritliler-11]. Ya da özellikle ırkçı damarıyla Türk milliyetçiliğinin nereye takıldığı, neyi anlamadığı.
Tek kelimeyle, “etnik dönüşüm” (ethno-transformation) olayı ve kavramı. Yani, ister bireysel ister kollektif olsun, herhangi bir etnik kimliğin zaman içinde değişebilmesi, başka bir etnik kimliğe dönüşebilmesi. Veya, kimliklerin karşılıklı geçişimliliği. Dolayısıyla: belirli bir “soy”dan gelmenin değil, kültürün belirleyici olması. Her ne kadar dışarıya kapalı birimler gibi görülseler ve kendi içlerinde kesintisiz bir devamlılık taşıdıkları sanılsa da, gerçekte bu “soy” ipliklerinin, ister klan-kabile ister millet jenealojileri olsun, sayısız kesişme, kopma ve yeniden düğümlenmelerden oluşması.
Örneğin 19. yüzyıl antropolojisinin adına klan dediği birim, asla yüzde yüz kapalı değil. Tek ve ortak bir klan atasından türediklerine inanmaları, bunun biyolojik anlamda gerçek olmasından çok daha önemli. Pratikte, başka klan ve kabilelerden kopup gelenler, sürekli klana sığınıyor. Zamanla bu misafirlerden bazıları, uzun ve acılı törenlerle de olsa klana resmen kabul ediliyor. O andan itibaren, eski geçmişleri siliniyor ve ortak klan atası onların da atası oluyor. Klan ve kabilelerin bileşimi bu yolla sürekli değişiyor; koopte edilen bireyler ise kültür üzerinden etnik dönüşüme uğruyor.
Aynı şey, başka klan veya kabilelerin egemenliğine girerek şu ya da bu federasyon veya konfederasyona dahil olan (edilen) tâbi klan ve kabileler için de geçerli. Bağımlılık uzun sürerse, bunların en azından bir kısmı hâkim kültürün maddî unsurlarını almakla kalmıyor; kültürün belkemiği olan dili de kabul ediyor. Bu da doğrudan doğruya etnik kimliğin değişimi anlamına geliyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.