Daha önce de değindim: internette bir liberalizm furyasıdır gidiyor. Kendini solcu sayan bazıları, önüne gelene liberal yaftası asmakta. 12 Mart döneminde cunta, (zamanın tek kanalı) TRT’ye, herhalde o zamanki Andıç ve Lahika yazarlarının elinden çıkma birtakım propaganda programları koydurtmuştu. Adı bilinmeyen bir spiker, eski Türk filmleri ve radyo tiyatrosunun melodramatik tonlamasıyla, “anarşist”lerin alt-kategorileri diye (neo-con icadı “terörist” klişesi henüz yoktu) “Marksiiist, Leniniiist ve hattâ Maoiiist”lerden dem vururdu. Duyduğunuzda ödünüzün patlayacağı umuluyordu. ?imdi de (Türkiye’nin darbeli-darbesiz askerîleştirilmesi projesine karşı saf tutmayı “salaklık” sayan Sol kesimler arasında) “liberaal ve hattâ neeo-liberaal” diye konuşmak moda. Bunu, akan suları durduracak argüman, karşıtlarına öldürücü darbe, en ezici aşağılama olarak kullanıyorlar.
Tahmin edebileceğiniz gibi, kof ve cahil insanlar söz konusu. Bazen liberal ile liberter arasındaki farkı bilmeyecek, bazen liberal yerine liberalist diyecek kadar cahil. Ama cehaleti sergilemek kadar, tarihçesini anlamak da önem taşıyor.
Liberalizm, öyle çoluk çocuğun bir kalemde silip atacağı bir şey değil; insanlık tarihinde çok derin, çok önemli bir düşünce akımı. Marksizmden önce liberalizm vardı. En geniş anlamda felsefî kökleri, kapitalizm öncesine dayanır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.