Üslûplarımız farklı. Ama Roni Margulies ile o kadar çok şeyi paylaşıyoruz ki...
Varsın, birkaç anlaşmazlığımız olsun (kâh PKK ve savaş hali, kâh İslâmcılığa fazla kredi açma noktalarında).
Üstelik mesele Roni’den ibaret de değil. Genel olarak DSİP, kendini Marksist saymaya devam eden örgütlü Sol’un en iyi, en aklı başında partisi. Hattâ neredeyse böyle tek aklı başında partisi.
Bunu ilk defa söylemiyorum. 20 Ekim’de Sabancı Üniversitesi’nin Tarih Seminerleri dizisinde “Emperyalizm ve Anti-emperyalizm” konulu bir konuşma yaptım. Lenin’in, kendi zamanının somut, elle tutulur emperyalizmini, yani siyasî-askerî imparatorlukçuluğunu, yani Avrupa-dışına yönelik denizaşırı fetih ve ilhak atılımını
açıklama çabası içinde, “emperyalizm tekelci kapitalizmden
kaynaklanıyor” demek varken, bunun da ötesine geçip “emperyalizm tekelci kapitalizm
DİR” demesinin orta ve uzun vâdeli sonuçları üzerinde durdum. Bunu ciddî bir teorik hatânın da ötesinde, ekonomist bir indirgemecilik saptırması olarak niteledim. 1920’ler ve 30’larda Komintern’in, SSCB’nin dış politika çıkarlarına da uygun olarak, dünya çapında bir emperyalizm / anti-emperyalizm saflaşması postüle etmesinin; böylece her somut (lokal, millî) durumda emperyalizmi ve yerli müttefiklerini (işbirlikçilerini) “en gerici” ya da “baş düşman” saymasının; üstüne üstelik, (herhangi bir ülkedeki) devrimi “emperyalizm zincirinin o ülkedeki halkasının yarılması” diye tanımlamasının, nasıl Lenin’in hatâsını daha da büyüttüğü ve pekiştirdiğini anlatmaya çalıştım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.