Ya da [Kürtler-8]. Ya da [Parentez-10]. Veya, iyi örneklere devam.
Geçen gün de söylediğim gibi, Murat Belge, Nimet Beriker, Tarık Ziya Ekinci, Tarhan Erdem, Üstün Ergüder, Hasan Ersel, Cem Kozlu, Tosun Terzioğlu, Tınaz Titiz, Rıza Türmen ve Aydın Uğur’dan oluşan 11 kişilik bir yurttaş insiyatifinin, her seferinde 40 kadar kanaat önderiyle yaptığı iki “ortak akıl” çalışmasından çıkan uzlaşma zemini, sorunun “ne”lerinden “nasıl”larına geçtiğimizde, bana göre daha da çarpıcı hale geliyor.
Düzenleme Kurulu, çözümün yol haritası açısından şu pratik önerilerde buluşulduğunu anlatıyor :
* Demokratik açılım girişimlerinin, ihtiyaca cevap verecek şekilde yeniden düzenlenip desteklenmesi. Yani (a) demokratik açılım ilke olarak iyidir; (b) uygulaması tabii kötü oldu; ama (c) tazelenirse ardında durmak gerekir.
* Şiddet durmalı, şiddeti çağrıştıran dile de kimse başvurmamalı. Özet duyurunun kendi ifadesiyle, şiddetin siyaset aracı olarak kullanılmaması herkesin dileği. Benim kendi yorumum : Açık ki böyle bir formül, sırf veya hattâ öncelikle devlete yönelik olamaz. FE’nin “Kürt öğrenciler”i (bkz 3 temmuz : [Kürtlerin içişleri]) ister dinlesin, ister dinlemesin, bu çağrının asıl muhatabı, şiddeti siyaset aracı olarak gören (ve ayrıca, şu veya bu şekilde mazlumların, başka çareleri olmadığı için “haklı” mukabelesinden dem vurarak savaşı, şiddeti doğallaştırmaya çalışan) her kimse, o veya onlar olmak zorundadır.
* Zaten Düzenleme Kurulu duyurusunun özetlediği sonuçlara göre, yalnız şiddetin değil, şiddet dilinin son bulması da önemli.
Yazının devamını okumak için tıklayın.