1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:27
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Halil Berktay OKUMA NOTLARI 16.10.2008
Halil Berktay
Şehvetin şiddeti, şiddetin şehveti
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Halil Berktay - Şehvetin şiddeti, şiddetin şehveti Halil Berktay - Şehvetin şiddeti, şiddetin şehveti Halil Berktay - Şehvetin şiddeti, şiddetin şehveti Halil Berktay - Şehvetin şiddeti, şiddetin şehveti Halil Berktay - Şehvetin şiddeti, şiddetin şehveti Halil Berktay - Şehvetin şiddeti, şiddetin şehveti Halil Berktay - Şehvetin şiddeti, şiddetin şehveti Halil Berktay - Şehvetin şiddeti, şiddetin şehveti
Halil Berktay köşe yazılarını web sitenize ekleyin

İrvin Cemil Schick’in “Matbu Sado-Mazo Pornoda Ortadoğu ve Türkiye: ‘Türklerin Seks Köleleri’” diye, güzel bir incelemesi var, Virgül’ün Şubat 2006 tarihli 92. sayısında. Hemen ardından, Mustafa Arslantunalı’nın “Balkanlarda Sadizm” başlıklı kısa notu geliyor, Ömer Seyfeddin’in Beyaz Lâle’sine ilişkin. Arslantunalı, asıl sado-mazohist literatür ile “milliyetçi propagandaya daha yatkın olan metinler” arasında bir ayırım yapmış; ikincilerde, diyor, cinsel şiddet son tahlilde araçsaldır : “düşmanın ne kadar kötü olduğunu” ve “bu kötülük karşısında... ne ölçüde misilleme yapma hakkımız olduğunu” bize göstermeye yarar.

Doğru olmasına doğru –ama Ömer Seyfeddin söz konusu olduğunda, bu ayırım ne kadar geçerli? Yer yer öyle motifler var ki bu militan İttihatçıda, insanı kuşkuya düşürüyor, milliyetçiliğin mi pornoyu araçsallaştırdığı, yoksa çok derin ve güçlü cinsel takıntıların mı, ideo-politik düzlemde vahşi bir milliyetçilik biçiminde ifade bulduğu konusunda. Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar? Psikolog değilim; çözemem bundan ötesini. Ama ısırmayı Busenin Şekl-i İptidaîsi diye anlatması; Beşeriyet ve Köpek’te, başka şeyler meyanında hayvanlarla seksin de (bestialism) kıyısında dolaşması; Primo 2’de, hikâyenin genç kahramanının aşikâr tabanca fetişizmi ve bir noktada, bir fallik sembol olarak Mauser silâhının namlusunu ağzına alıp emmesi –bu noktaya ayrıca döneceğim- insanda ister istemez, bireysel olan ile toplumsal olanın hangi sırayla, hangi sebep-sonuç ilişkisiyle içiçe geçtiğine ilişkin soru işaretleri uyandırır.

Ve tabii gerek Bomba’nın, gerekse Beyaz Lâle’nin bazı sahnelerinde Ömer Seyfeddin, sadece ayıplayıcı ve kınayıcı değil, aynı zamanda bir voyeur, bir röntgenci tavrıyla yer alır. Örneğin Bomba’da, sosyalist Boris’in karısı Magda’yı anlatışına, başından itibaren kendi erotik his ve heveslerini, hem de dönemin ölçüleri içinde pornografik sayılabilecek bir üslupla yansıtır: “Geniş omuzları, kabarık memeleri esvabının altından taşmak istiyor gibiydi. Alevlerle aydınlanan eteklerinin altındaki kalın bacaklarından sonra ayakları pek küçük ve nazik kalıyordu. Gebelik onu daha da güzelleştirmiş, daha nefis ve mükemmel bir kadın yapmıştı.” Bir adım sonra, Boris ile Magda arasındaki ön-sevişme sahnesine, basmakalıplığı içinde bayağı sözcüklerle tanık ediliriz: “Boris diğer eliyle karısının kabarık memesini tuttu. Bütün avucunu dolduran bu yumuşak ve nefis kabarıklığı yavaş yavaş, dalgalandırarak sıktı. İkisinin de gözleri küçülüyor ve titriyorlardı.” Hikâyenin sonuna doğru dozajı daha da arttırır; sarhoş Bulgar komitacılarının zorla oynattığı Magda’nın “beyaz ve dolgun” bacaklarının “atılışlarındaki şehveti muharrik hareketler”den dem vurmaya başlar. Böylece, bir yandan kralcı IMRO gerillalarını şeytanlaştırırken, bir yandan da hem kendini, hem bizleri bu kötü, katil heriflerin fantezilerine âlet ve dahil eder.

Benzer bir ikili, hattâ ikiyüzlü tavır, Beyaz Lâle’de de söz konusudur. İnanılmaz katliam ve işkenceleri gerçekleştiren Radko, bu sefer Lâ’lî’ye tecavüz amacıyla Hacı Hasan’ın evine giderken, keza dönemin –İrvin Schick’in anlattığı- pornografik literatüründen apartılmış hayaller kurar: “... bir bahar yatağını andıran ipek sedirde bir çıplak kız, baygın ve yorgun geriniyor, yüzükoyun dönüyor, bacaklarını geriyor, dağınık ve siyah saçlarıyla örtülen beyaz ve sivri memelerinin üzerine abanarak, sarıldığı menekşe rengindeki yumuşak yastığı sıkıyordu.” Bunlar acaba “düşman” Radko’yla birlikte Ömer Seyfeddin’in de düşleri olabilir mi? Nitekim ÖS, asıl korkunç tecavüz sahnesinde bile, onca zulüm ve pisliğe, hep aynı nesneleşmiş çıplak kadın tasvirlerini, hep aynı “genel erkek” gözüyle katmak ve karıştırmaktan kendini alamaz. Örneğin Radko’nun kaba kuvveti karşısında Lâ’lî “sanki bayılmış”tır: “Kar gibi parlak ve lekesiz omuzlarına dağılan saçları dökülüyor, fırlak ve katı memeleri hızlı hızlı kalkıp iniyordu.... Karnı o kadar saf, o kadar masum, o kadar beyaz ve küçüktü ki Radko’nun tapacağı geliyor, dokumağa korkuyordu. Ve elmastan yoğrularak dondurulmuş sanılacak kadar parlak ve şeffaf duran kalçaları....”

Başa dönelim. Nedir bu? Sadece milliyetçi amaçlarla, masum bir Türk kızına reva görülenler karşısında nefret ve düşmanlık duygularımızı harekete geçirme çabası mı? Sırf satış uğruna, milliyetçi propagandaya biraz da pornografi karıştırma denemesi mi?

Yoksa, “asrî” Türk erkeklerinin, modernitenin yeni çıktıkları kamusal alanında, karşılarında sadece Hıristiyan-Levanten dişiliğin demi-monde’unu bulunca büründükleri “gündüz insan, gece hırt” kimliğinin istemsiz kasılmaları, dışa vurumları mı?

 

Diğer Halil Berktay Makaleleri:
  1. [Kölelikten Türklüğe] - 02.09.2010
  2. [Köle ticareti ve İnalcık] - 28.08.2010
  3. [Ulusalcılık ve kölelik] - 26.08.2010
  4. [Kemalizmin çelişkisi] - 21.08.2010
  5. [Etnik dönüşümler] - 19.08.2010
  6. [Irkçılığın kapsamı] - 14.08.2010
  7. [Taklitçi Türk ırkçılığı] - 12.08.2010
  8. [Türk Tarih Tezi] - 05.08.2010
  9. [İtalyanlık olasılığım] - 31.07.2010
  10. [Bizim Mayflower’ımız] - 29.07.2010
  11. [Giritliler-4] - 24.07.2010
  12. [Giritliler-3] - 22.07.2010
  13. [Giritliler-2] - 17.07.2010
  14. [Giritliler-1] - 15.07.2010
  15. [Ortak akıl-2] - 10.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Şehvetin şiddeti, şiddetin şehveti - Halil Berktay
03.09.2010 06:27:58