1905’te Osmanlı İmparatorluğu’ndaki bütün devrimci akımlar Abdülhamit’e düşmandı. Etnik-dinî kökenleri ne olursa olsun. Esas dâvâ istibdat ile hürriyet arasındaydı. O çağda, Marksistler’in değil ama anarşistlerin ve diğer küçük, illegal grupların mücadele yöntemleri arasında suikastlar önemli bir yer tutuyor; geri toplumlarda, kitleleri uyandırma zahmetine katlanamayacak kadar sabırsız aydın-öncülerce benimseniyordu. Habsburg ve Romanov hanedanları en popüler hedefler arasındaydı. Yerine göre, işin içine ulusal özlemler de giriyordu. Bu da anlaşılır bir şeydi, çünkü Rusya ve Avusturya-Macaristan hem anti-liberaldi, hem de birer “milletler hapishanesi”. Zaten “demokratik” ve “millî” programları birbirinden ayırt etmek de çoğu zaman mümkün olmuyordu.
Bu açıdan, faraza 13 Mart 1881’de Rus Çarı II. Alexander’ın, ya da 28 Haziran 1914’te Arşidük Ferdinand’ın katli ile 21 Temmuz 1905’te II. Abdülhamit’e yapılan başarısız suikast girişimi arasında pek bir fark yoktur. Esasen II. Alexander en az beş defa öldürülmek istenmiş; sonuncusu hariç hepsinden kıl payı kurtulmuştu. İlkinde, 4 Nisan 1866’da Dimitri Karakozov’un pususunu atlatmış; ikincisinde, 20 Nisan 1879 sabahı elinde tabanca kendisine doğru gelen Alexander Solovyev’i görünce koşarak kaçmaya başlamış, ardından beş el ateş edip ıska geçen Solovyev yakalanmış ve 28 mayısta asılmıştı. Üçüncüsünde Narodnaya Volya (Halkı İradesi) grubu, Aralık 1879’de Livadya-Moskova demiryolunu havaya uçurdu, ama çarın trenini tutturamadı. Dördüncüsünde, 5 Şubat 1880 günü gene Narodnaya Volya mensupları, Kışlık Saray’ın yemek salonunun tam altına gelen nöbetçi odasında bir bomba patlattı; 67 kişi öldü veya yaralandı, ama akşam yemeğine geciken çara gene bir şey olmadı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.