1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:37
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Halil Berktay OKUMA NOTLARI 25.09.2008
Halil Berktay
Tarih ve takiyye sorunu
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Halil Berktay - Tarih ve takiyye sorunu Halil Berktay - Tarih ve takiyye sorunu Halil Berktay - Tarih ve takiyye sorunu Halil Berktay - Tarih ve takiyye sorunu Halil Berktay - Tarih ve takiyye sorunu Halil Berktay - Tarih ve takiyye sorunu Halil Berktay - Tarih ve takiyye sorunu Halil Berktay - Tarih ve takiyye sorunu
Halil Berktay köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Ömer Seyfettin’in şahsında İttihatçı milliyetçiliğinin ahlâk dışılığını, insanlığa ve evrenselliğe düşmanlığını incelemeye devam edeceğim. Yakında, Primo’nun Kenan’ından Beyaz Lâle’nin Binbaşı Radko’suna geçmeyi tasarlıyorum.

Zira Radko, Kenan’ın alter ego’su. Kenan’ın henüz bir “alafranga züppe ve hain”ken (yanlışlıkla) reddettiği Sosyal Darwinizmi, en saf ve sert haliyle, amansız bir Bulgar milliyetçisi savunuyor. Dolayısıyla Kenan fazilet ve insaniyet gibi manevî ayakbağlarından kurtulup Nietzsche anlamında özgürleşince, Jack London’ın Kurt Larsen übermensch’i gibi kanatlanıp uçunca... Radko olacak! Bunu görmemizi sadece Kenan’ın “bizden”, Radko’nun ise “öteki” olması engelliyor.

Oysa gerçekte, Türk ve Bulgar (ya da Türk ve Yunan, Türk ve Ermeni, Türk ve Kürt) milliyetçilikleri, bir bakıma yekdiğerinin aynadaki sureti. “Bizim” olması gereken toprakları “yabancı”lardan arındırmayı amaçlayan küçük ölçekli, düşük yoğunluklu etnik savaşlar aşamasında, birinin “kahraman”larının öbürünün “canavar”ları olması da bunun bir parçası. Aslında bütün bu kahraman ve canavarlar hep birbirine benziyor. Onları kahraman veya canavar kılan şey, ilkin “biz” ve “öteki”lerle ilişkileri. İkincisi, sonuçta kimin galebe çaldığı. Onun için Veli Küçük, bir zamanlar iki tarafın çetelerinin karşılıklı köy bastığı Doğu Karadeniz’de, Rum kadınlarının yaramaz çocuklarına “geliyor ha” dediği Topal Osman’ın heykelini diktirdi. (Ama ya Yunan milliyetçiliği kazansaydı ne olacaktı?) Gene Veli Küçük, herhalde Kürtlerin gözünde bir canavar olan Korkut Eken’i, Susurluk mahkûmiyetinden sonra ziyaret ve kahraman ilân etti. (Ergenekoncular kazansaydı, bu da resmiyete kavuşacaktı.) Ve onun için, madalyonun bir yüzünde Ömer Seyfettin’in dönüştürerek kahramanlaştırdığı Kenan varsa, diğer yüzünde de Binbaşı Radko duruyor.

Bunları daha ayrıntılı bir metin analiziyle desteklemeye çalışacağım. Çalışacağım da... öncelikle söylemeye çalıştığım şey şu: Milliyetçilikler boşlukta ve kendiliğinden gelişmez. Tabii tarih hiçbir bağlamda Hegelci değil. Plato’nun başka bir mağarasında saklı duran “öz” veya “töz”ler (essence’lar) yok. Böyle “öz”ler bir noktada ortaya çıkıp, kendi kendilerini “açımlamaya” (aufhebung, unfolding) koyulmuyor. Tersine, olaylar sayısız atomun çarpışması ve birbirinden sekmesi; vektörlerin kesişmesi, kâh aynı kâh farklı yönlerde çekmesi, birbirine eklenmesi ve birbirini eksiltmesinin yarattığı kazalar, rastlantısallıklar, koşulluluklarla; öğrenme ve etkilenme süreçleriyle ilerliyor.

Yeri gelmişken: bu perspektif, şu takiyye (dissimulation) tartışmasına da ışık tutabilir. Biraz modası geçmiş de olsa. Malûm: 2002’den bu yana, AKP’nin şeriat düzeni kurma amacını (darülharb’deki Müslümanlara tavsiye edilen) takiyye yöntemiyle kamufle ettiği söyleniyor. Bunun aklıselimi zorlayan yönleri var: (1) Haydi diyelim ki dar ve küçük bir kadro asıl programını bir süre saklı tutabilir. Peki, bunu büyük kitle partileri başarabilir mi? Taşranın her köşesinde örgütlüyseniz, yüzde 34-47 oy alıyorsanız, 350 küsur milletvekili çıkarmışsanız ve haliyle içinizde çeşitli fraksiyonlar da mevcutsa... askerî think tank’lerin psikolojik harekât denemelerinin dahi hızla fâş olduğu koşullarda, hangi gizli gündemi, kaç gün koruyabilirsiniz, basına yansımadan? (2) İnsanlar son tahlilde pratikleri değil midir? Bir tiyatro sanatçısı beş altı yıl her gece aynı oyunu oynarsa, rolüyle özdeşleşmeye başlamaz mı? Diyelim ki Gül ve Erdoğan sabahtan akşama laiklik numarası yapıyor. O rol bir noktadan sonra gerçeklik kazanmaz mı?

Ama asıl problem (3) bu takiyye yaklaşımının tarihin akışını açıklayamaması. İttihatçılar kripto-Osmanlıcı mıydı, yani 1908’de ittihad-ı anâsır politikasını ilân ettiklerinde, Türkçülük gündemlerini gayrimüslimlerden gizlemek suretiyle takiyye mi yapıyorlardı? Faraza Ermeni soykırımını 1915’ten çok önce tasarlamışlardı da, sadece uygun zamanı mı kolluyorlardı? Karşı uçta, Ermeni millî devrimcileri de benzer bir takiyye içinde miydi? Yani aslında “ihanet”e kararlıyken, sahtekârlıktan mı son âna kadar İT kongrelerine katılıyorlardı? Gerçek şu ki, herkes bir süreç içinde milliyetçileşti; olay maksimalist hesap hatâlarıyla tırmandı ve bir yol ayrımına geldi. Tabii her ülkenin üçüncü sınıf tarihçileri bunu hiç anlamıyor.

İnkılâp Tarihinin en ilkel varyantlarında, Mustafa Kemal’in daha Harbiye sıralarındayken gelecekte bağımsız, laik bir cumhuriyet kurmayı tasarladığı anlatılır. Yani Atatürk de takiyye yapmış: kafasında eksiksiz bir ozalit kopya varmış da, bunu halk hazır oldukça, adım adım açıklamış. Geçin efendim. Geçin. Tarih böyle oluşmuyor.

 

Diğer Halil Berktay Makaleleri:
  1. [Kölelikten Türklüğe] - 02.09.2010
  2. [Köle ticareti ve İnalcık] - 28.08.2010
  3. [Ulusalcılık ve kölelik] - 26.08.2010
  4. [Kemalizmin çelişkisi] - 21.08.2010
  5. [Etnik dönüşümler] - 19.08.2010
  6. [Irkçılığın kapsamı] - 14.08.2010
  7. [Taklitçi Türk ırkçılığı] - 12.08.2010
  8. [Türk Tarih Tezi] - 05.08.2010
  9. [İtalyanlık olasılığım] - 31.07.2010
  10. [Bizim Mayflower’ımız] - 29.07.2010
  11. [Giritliler-4] - 24.07.2010
  12. [Giritliler-3] - 22.07.2010
  13. [Giritliler-2] - 17.07.2010
  14. [Giritliler-1] - 15.07.2010
  15. [Ortak akıl-2] - 10.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Tarih ve takiyye sorunu - Halil Berktay
03.09.2010 06:37:51