Bir, Kürt sorunu ve Kürt hareketi sorununa ilişkin tartışma var. Bir de, doğrudan doğruya sola ve sosyalizme ilişkin tartışma. İlkinden ikincisine geldik, çünkü ben bir kısım solcunun radikal Kürt hareketine hayırhah bakması ve fazla kredi açmasının, eski sosyalist solun bazı düşünce kalıplarını ve siyasete bakış tarzını değiştiremeyişimizden kaynaklandığını öne sürdüm. Halen iki tartışma paralel ve içiçe yürüyor.
Kendi payıma, bir süre sol ve sosyalizm sorunlarına ağırlık vereceğim, çünkü işin püf noktası gerçekten bu. Bana göre, faraza Nabi Yağcı ve Roni Margulies, hattâ Erol Katırcıoğlu, bu yüzden tökezliyor. Burada da bir “esas” ve bir “usul” meselesi çıktı gibi. “Usul” itirazları derken, bu konuların hiç tartışılmamasını isteyenleri kastediyorum. Erol Katırcıoğlu, örneğin, Bıktıran ‘sol’ eleştirisi dedi (1 Aralık 2011). Nabi Yağcı “tam da siyasi hayatımızda bir otoriterleşme tehlikesi varken... birdenbire solun tartışılması öne çık”masından “rahatsız” olduğunu dile getirdi. Gene Yağcı’ya göre, şimdi BDP’yi hedef alan operasyonlara karşı durmanın öne çıkması gerekiyormuş. Böyle bir zamanda “solu tartışmayı öne çekmeyi yanlış buluyor”muş (3 Aralık). Bunlar bana hayli tuhaf geliyor. Pek samimi bulmuyorum. Ayrıca değineceğim.
“Esas”a gelirsek, Murat’ın son yazdığı ön planda (29 Kasım : Niye sosyalist olduk). Roni Margulies (30 Kasım : Niye hâlâ sosyalistim) ve Nabi Yağcı’nın (3 Aralık : Milliyetçi asimetri) ilâveleri ise, benzer bir fikrin çok daha aşırı, makul sınırlarının ötesine taşınmış şekilleri. Bana göre Murat da yanlış ama az yanlış; aramızda (kendi ifadesiyle) “bir büyük ayrım olduğu kanısında” ben de değilim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.