1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:06
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Halil Berktay OKUMA NOTLARI 24.07.2008
Halil Berktay
Teorik intermezzo: “burjuva” devrimi?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Halil Berktay - Teorik intermezzo: “burjuva” devrimi? Halil Berktay - Teorik intermezzo: “burjuva” devrimi? Halil Berktay - Teorik intermezzo: “burjuva” devrimi? Halil Berktay - Teorik intermezzo: “burjuva” devrimi? Halil Berktay - Teorik intermezzo: “burjuva” devrimi? Halil Berktay - Teorik intermezzo: “burjuva” devrimi? Halil Berktay - Teorik intermezzo: “burjuva” devrimi? Halil Berktay - Teorik intermezzo: “burjuva” devrimi?
Halil Berktay köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Galiba hayli uzun bir tahlil denemesine girmişim; durup bir toparlasam iyi olacak. Türkiye’deki (Batı’yla kıyaslanamayacak) liberalizm nefretinin –Marx’ın ekonomik liberalizmin günahlarına muhalefetini aşan- özel ve değişik boyutları var. Süreç kabaca şöyle: (i) “Gecikmiş” ulus-devletler liberalizmi sevmedi. Hem ekonomik, hem siyasal anlamda. (ii) Bu tabu Prusya otoritarizminden İttihatçılığa geçti. (iii) Gerçi Türk milliyetçiliğinin Kemalist varyantı, önceki “erken Türk milliyetçiliği”ni kısmen revize etti. Ama İttihatçı zihniyet yapıları alttan alta sürdüğü gibi, (iv) Tek Parti ve (v) Büyük Bunalımla daha da güçlendi. (vi) Gerek 1930’larda, gerekse 60’lardan itibaren Sol, bu mirası “anti-emperyalizm” üzerinden içselleştirdi. (vii) Gene de Sol henüz sırf İttihatçılık veya Atatürkçülük değil, Marksizmle bu diğer öğelerin bir karışımıydı. (viii) Ne ki, komünizmin çöküşüyle uzun vadede devrim perspektifi (itiraf edilsin-edilmesin) yitirildi; eski örgüt ve önderlikler dağıldı. Bu noktada Solun duygu-düşünce dünyası da unsurlarına ayrıştı. Marksizmin empoze ettiği kısıtlardan kurtulan milliyetçilik bileşeni, âdeta zincirlerinden boşanarak ulusalcılık oldu. Böylece (ix) belirli bir Sol söylem, sırf milliyetçilik değil, liberalizm düşmanlığı açısından da soya, İttihatçılığa çekti.

(Not 1: Yakın zamanda Taraf sayfalarındaki ’68 kuşağı tartışmalarında, örneğin Rasim Ozan Kütahyalı’nın, Deniz Gezmişler’i doğrudan ulusalcılıkla özdeşleştirmesinde, yukarıda viii’inci ve ix’uncu maddelerdeki momenti atlamasının önemli payı olduğu kanısındayım. Doğan Gürpınar bu indirgemecilik eleştirisinin nispeten dışında kalıyor.)

Not 2: Ufuk Uras için de benzer bir gözlem geçerli. Geçen hafta Zaman’dan Nuriye Akman’a verdiği demeçte Uras, “hıyar ve salatalık” benzetmesiyle, milliyetçilik ile ulusalcılık aynı şeydir demeye getirdi. Hem evet hem hayır. Kendi payıma, Marksizmle bütün palamarları çözüp frenleri patlatarak müfrit milliyetçiliğe savruluş anlamında ulusalcılığı neo-nasyonalizm olarak düşünmeyi ve tercüme etmeyi yeğliyorum. Dikkat ederseniz, nasyonal sosyalist işçi partisi, ya da “yeni TKP”, ya da ÖDP ve Birgün’ün bir kanadı gibi çığrından çıkmışlık örneklerini de, böyle bir tahlil daha iyi açıklıyor. Aksi takdirde, elimizde farklı dönemlerin özgüllüğünü yansıtacak nüanslı bir terminoloji kalmıyor.)

Yalnız burada bir sorun var: Söz konusu “gecikmiş” ve “yetişmeci” ulus-devletleri doğuran devrimlerden nasıl söz edeceğiz? Eskiden, “burjuva” veya “burjuva-demokratik” diyorduk, büyük bir kolaylıkla. Faraza Jön Türk ve Cumhuriyet devrimlerini de tereddütsüz bu “Prokrustes yatağı”na yatırıyorduk. Eski Yunan mitolojisinde, Attika yollarının ünlü haydudunun eline geçirdiği zavallılara yaptığı gibi, kesip biçiyor ya da çekip uzatıyor; kâh “küçük burjuvazi = millî burjuvazi”, kâh “Anadolu eşraf ve âyânı = millî burjuvazi”, kâh (onların da burjuva-demokratik gündeme hizmet ettiği gerekçesiyle) “askerî-bürokratik kadrolar = millî burjuvazi” diyor; sonuçta, İttihatçı veya Kemalist önderliğin “burjuva” karakterini “kanıt”lıyorduk. Nerede, “somut koşulların somut tahlili”? Ciddî, ampirik bir tarih çalışmasından çok, teorik bir paradigmanın icaplarını yerine getiriyorduk. Her şeyin ve bu arada devrimlerin de bir sınıf karakteri olmalıydı. Bu, bizi “burjuva/zi” kavramını tümüyle anlamsızlaştırıp, bir totolojiden ibaret kılmaya götürüyordu. Sınıf şablonlarımıza uymadığı gerekçesiyle, Doğan Avcıoğlu’nun “asker-sivil aydın zümre”sini de karalıyorduk, Turan Güneş’in “bürokrasi”sini de. Sol fraksiyonlaşma alanının dışında kalan sosyal bilimlerden öğrenmeyi reddedişimiz, “bürokrasi”yi “burjuvazi”ye indirgeyip, kendimizi “bürokrasi-burjuvazi” çelişmesi gibi, bugünü anlamak için de çok önemli bir analiz aracından yoksun bırakmaya varıyordu.

(Not 3: “Burjuva” devrimi için bir “millî burjuvazi”nin varlığını savunmak “teorik zarureti”nden vazgeçtiğiniz anda, 1960 ve 70’lerin, Kemalist Devrim’i kimin yaptığı tartışmalarından geriye ne kalır?)

Türkiye’nin Sol kültürü, komünizmin çöküşü sonrasında iyiden iyiye “dünya bilgileri”nden kopuk bir düşünsel duraganlığa kapandı. Oysa “Fransız Devrimi’nin sosyal yorumu” (Soboul, Georges Lefebvre, George Rudé) son otuz yılda prestijinden çok şey yitirdi. Çağdaş tarihçilik 1789’da elle tutulur bir burjuvazi, 1848’de modern bir proletarya bulamıyor. Bu koşullarda, klasik “burjuva” ve “proleter” devrimleri kategorizasyonundan geriye, daha çok teorik bir apriorizm, bir “öyle olması gerekir”cilik kalıyor. Bu da, dürüst olacaksak, “burjuva devrimleri” diye yazıp çizmeyi zorlaştırıyor.

 

Diğer Halil Berktay Makaleleri:
  1. [Kölelikten Türklüğe] - 02.09.2010
  2. [Köle ticareti ve İnalcık] - 28.08.2010
  3. [Ulusalcılık ve kölelik] - 26.08.2010
  4. [Kemalizmin çelişkisi] - 21.08.2010
  5. [Etnik dönüşümler] - 19.08.2010
  6. [Irkçılığın kapsamı] - 14.08.2010
  7. [Taklitçi Türk ırkçılığı] - 12.08.2010
  8. [Türk Tarih Tezi] - 05.08.2010
  9. [İtalyanlık olasılığım] - 31.07.2010
  10. [Bizim Mayflower’ımız] - 29.07.2010
  11. [Giritliler-4] - 24.07.2010
  12. [Giritliler-3] - 22.07.2010
  13. [Giritliler-2] - 17.07.2010
  14. [Giritliler-1] - 15.07.2010
  15. [Ortak akıl-2] - 10.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Teorik intermezzo: “burjuva” devrimi? - Halil Berktay
03.09.2010 06:06:46