Ben Türkiye’den gideli İstanbul’da bir kaç katlı, geniş mi geniş lokantalar türemis... Alışmışım New York’un özellikle de Greenwich Village’in daracık lezzet yuvalarına... Dolayısıyla bu dev lokantalar bana biraz itici geliyor, birincisi lokanta değil de bir yemek fabrikasında yemek yiyor gibi oluyorum, ikincisi ise güven sorunu. İster istemez düşünüyorum, bu tür lokantalar ellerindeki malzemeyi nasıl taze tutabiliyorlar diye, bu nedenle pek girmiyorum böyle yerlere. Ancak hayat öyle sinir bozucu bir mekanizma ki her zaman size prensiplerinize göre davranma şansı vermiyor. Nitekim o akşam Samatya’da bulunduğumuz lokanta bir kaç katlı kocaman bir yerdi, ismi Develi...
Develi’de, Küba lideri Fidel Castro’ya çerkestavuğu yapmasıyla hafızalarımıza kazınan gazeteci Leyla Umar’la karşı karşıya oturuyoruz. Leyla Hanım New York ve Los Angeles’da yıllarca yaşamış biri. Aradaki ortak noktalar birbirimizi anlamamızı ve birbirimizle eğlenmemizi kolaylaştırıyor. İkimiz de içliköfteyi elle yiyoruz. Çatal bıçakla içliköfte yemek, eşinizi ya da sevgilinizi hiç okşamadan seks yapmak gibi bir şey, bazı yiyeceklere dokunmadan gerçek tadını alamazsınız ki... Neyse konuyu dağıtmayayım, Leyla Hanım bana hazırlıkları tamamlanmış anı kitabından söz ediyor, Kanada’da yaşayan oğlu kitabın son halini gözden geçirmek istemiş, şimdi basmak için onu bekliyorlar.
Leyla Hanım anılarından enstantaneler anlatıyor: Eski kocası Refik Erduran’ın Iowa’daki akademisyenlik yıllarında kendisine nasıl sürekli Shakespeare okuduğundan, Dustin Hofman’ın nasıl peşinden koşturduğundan bahsetti. Onu dinlerken ister istemez içimden çook derin bir ah çektim, demek ki Amerika’da kadın olmak varmış, onca yıl orada yaşadım kimse peşimden koşturmadı, erkeklik ne sıkıcı bir şey Allahım...
Aslına bakarsanız Leyla Hanım gençken tam da peşinden koşulacak bir kadınmış. Bunu nerden mi biliyorum, bekleyin... O akşam Leyla Hanım’a tuhaf bir soru sordum: Cüzdanınızda kimin resmini taşıyorsunuz? Öyle ya bütün sevdiklerinizden süzdüğünüz iki üç kişinin resmini koyarsınız cüzdanınıza, onları hep hatırlamak istersiniz, ayrı olsanız dahi kendinize yakın tutmak istersiniz... Acaba Leyla Hanım’ın ilginç anılarla dolu yaşamından süzülüp cüzdana giren isimler kim? Hemen çıkardı cüzdanını, içinden üç resim çıktı: biri Küba’nın efsanevi lideri Castro, biri Rum Patriği Bartholomeos diğeri de kendisi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.