Elazığ Havaalanı köyümüze öyle yakın ki yedi dakika sonra anamın-babamın evindeydim. Evin önünde araçtan inince, beni güzel gözlü bir eşek sıpası karşıladı, ancak bana değil sanki ayakkabılarıma bakıyor gibiydi, boynunda bir yular, yuların ucunda ise bir dal parçası... Belli ki bağlandığı ağaç dalını koparıp kaçmıştı. Yaklaşıp sıpayı sevmeye çalıştım ama çifte atarak kaçtı. O sırada masmavi gözleri olan dört yaşlarında bir Kürt çocuk koşarak yanıma geldi ve elindeki kayısıları cömertçe bana uzattı, “adın ne” diye sorunca “Tolga” dedi, iyi tamam buraya kadar sorun yok, ancak köyde vakit geçirdikçe anladım ki ismi Ahmet olan Mehmet olan, Hasan olan Hüseyin olan tek çocuk yok. Bunların yerini İmge, Burcu, Berk ve buna benzer isimler almış.
Köyde isimler dışında değişen başka şeyler de vardı, örneğin gençler (özellikle genç kızlar) ve çocuklar, Elazığ aksanıyla değil, İstanbul aksanıyla konuşuyorlardı. Buranın yerel radyo ve televizyonlarında da İstanbul aksanıyla konuşuluyor, bu da gençleri etkiliyor tabii. Oysa Elazığ aksanı çok güzeldir, umarım yok olmaz, umarım yerel TV ve radyolardaki programcılar Elazığ aksanıyla haber sunarlar. Sevgili abeler, ezeler, gaggoşlar! Ben Elzıx’a gettigim zaman heç dilimi çırpmim, Allax sizi inandırsın, siz hemşerilerim nassı gonişisez ben de aynın ele gonişim...
Annem babam çok yaşlı, bu yıl onlara bir sürpriz yapmak istedik, yurdun ve dünyanın farklı bölgelerine dağılmış kardeşlerim ve ben köyümüzde buluşma kararı aldık. Sonuç olarak annem de babam da çok mutlu oldu, biz de öyle. Hasretlik sadece ana babaya değildi, doğal yiyecekleri de çok özlemiştik. Bahçede dalından koparılan yüzde yüz organik sebze ve meyvelerle beslenmek bu tatilin en güzel yönüydü. Ben Amerika’da genellikle organik marketten alışveriş ediyorum ama inanın oraların organiği bile buradaki organiklere asla yetişemez, arada büyük lezzet farkı var.
Köydeki çocukluk arkadaşlarımdan Sersegillerin Kemo, Sırpıncakgillerin İmo ve Ana Türkangillerin Memo’sunu görmek çok güzeldi. Köyümüzün insanlarını çok seviyorum, hangi yaşlıyı görsem yanaşıp “amcacım verin elinizi öpeyim” diyorum, ancak bu amcalardan bazıları yıllardır görmediğim çocukluk arkadaşlarım çıkınca çok bozuluyordum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.