Daha şimdi girdim içeri. Hemen oturup yazımı yazmalıyım, başladım bile. Fakat önce bir kahve yapayım, belki miğdemin şisliği öyle iner, çok yemek yedim galiba. İftar sofrasından geliyorum, sişlik ondan. Aleviyim biliyorsunuz ama kendime söz vermiştim: Ramazanda Alevi Sunni kardeşliği için bir gün oruç tutacağım diye: işte bugün (Cuma)o sözümü tuttum: oruç tuttum: yaşasın oruç yaşasın Ramazan.
Peki oruç konusunda nasıl bir hazırlık yaptım: Bir gün önceden güzel güzel sebze yemekleri pişirdim. Hatta evdeki yalnızlığımı yenmek için şunu da yaptım: Masasında oturacağım sandalyemin tam karşısına uzun ve geniş bir ayna yerleştirdim, akşam eve geldiğimde aynadaki yansımama baka baka iftarımı açacaktım, sanki biriyle birlikteymişim gibi… Allah’tan bu planı uygulamaya gerek kalmadı. Çünküüüüüü: iş yerindeyken Zaman gazetesinin hızlı muhabiri Mehmet Demirci aradı: ”Türk Kültür Merkezinde bir iftar yemeği veriliyor, gelir misin?” diye, gelirim dedim niye gelmeyeyim. Bu merkez Gülen cemaatinin bir organizasyonu, başarılı ve katılımı çok yüksek olan etkinlikler düzenliyorlar, çünkü hem çok çalışıyor hem de kimseye sen Kürtsun sen sen solcusun sen sağcısın şeklinde bir ayrımcılık uygulamıyorlar.
Neyse, çıktım gittim tabii. Aç ve susuzum. Yer Manhattan’da 5. cadde ile 44.sokağın kesiştiği noktada. Yolda giderken önümde oturan siyah kadının minik örgülü saçları zaman zaman gözüme Niagara şelalesi gibi görünmeye başladı, az kalsın içecektim. Sonunda binaya vardım. Resepsiyonda kuyruk vardı, bekle bekle ilerlemiyor, sinirlenmiştim , bana sıra geldiğinde önümdeki diğer insanlar gibi benim de resmim çekildi. Tabii gülümsemedim, alnımda kalem tutmaya çalışyormusum gibi baktım kameraya. Görevli tüm kimlik bilgilerini kaydediyor, sanki yeni nüfus kağıdı çıkarcak. New York’da hiç bir iş binasında böyle abartılı bir güvenlik işlemi görmedim. Ardından, her katında farklı şirketlere ait ofislerin yeraldığı binanin 6 katına çıktım. Mehmet çok kibar ve saygılı biri, beni kapıda karşıladı, tokalaşmak için elini uzattı, bir an sağ elimle bir adet kadın budu köfteyi sıkıyorum sandım, az kalsın yiyecektim ama iftara daha bir saat vardı. Gözlerim kararmaya başlamıştı. İçeriye geçtik. U şeklinde yerleştirilmiş beyaz örtülü masaların etrafında Türkiyeliler, Amerikalılar siyahlar beyazlar türbanlı türbansız kadın erkekler, herkes vardı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.