Size sorsam, “Aileler için küçük çocuklarını gözü kapalı teslim edecekleri tek yer neresi” diye, cevabınız ne olur? Ne cevap verdiğinizi buradan duymuyorum ama gözlemlediğim kadarıyla insanlar, Tarının evine ve aile bireylerine bu konuda çok güveniyorlar. Ancak yaşanan gerçekler, birine çocuk emanet ederken çok da gözü kapalı davranmanın doğru olmadığını gösteriyor, yani haham da olsa imam da olsa rahip de olsa eş dost akraba da olsa, gerekli tedbirleri almadan savunmasız çocukları kimsenin vicdanına teslim etmemek gerekiyor.
Biliyorum, içinize kurt düşürdüğüm için bazılarınız bana sinir bile oldunuz. Ama sinir olmayı bırakın ve anlatacaklarımı dinleyin lütfen. 2000 yılı başlarında Amerikan Katolik Kilisesi’nde büyük bir skandal patlak verdi. O yıllarda bazı yetişkin insanlar birbiri ardına ortaya çıkıyor ve çocuklukların da gittikleri kilisenin rahipleri tarafından cinsel tacize ya da tecavüze uğradıklarını itiraf ediyorlardı. Ardından da bu insanlar Katolik Kilisesi aleyhine davalar açmaya başladılar. Durum çok ciddiye binince bu kez bizzat Kilise örgütünün kendisi bir anket yaptırttı: Anket sonuçları akıl almazdı, yüzde 80’den fazlası erkek olan binlerce çocuk cinsel taciz ya da tecavüze uğramış, bunların bazıları kilise yönetimlerine yansımış ve örtbas edilmişti. Yani çoğunlukla her şey yapanın yanına kâr kalmıştı.
Tecavüz kurbanlarıyla görüşüldüğünde, bu insanların geçmişte yaşadıkları travmayı bir türlü atlatamadıkları ve çoğunun hayatının bu nedenle hasara uğradığı görülüyordu. Bunun iki önemli sebebi, başlarına geleni yıllarca içlerinde saklamaları ve kimseyle paylaşamamaları, ikincisi ise faillerin cezalandırılmamasıydı. Daha bir ay önce İrlanda Katolik Kilisesi global bir tecavüz skandalıyla sarsıldı. Bu skandalın kurbanlarından biri de bugün yetişkin bir avukat olan Helen McGonigle’di. Helen altı yaşındayken Rahip B. Smyth’in tecavüzüne uğramıştı, hatta bu adam kızkardeşine ve annesine de tecavüz etmişti. Küçük kız durumu annesine anlatmış ancak anne çevreye karşı kutsal kiliseyi suçluyor olmamak için işin üzerini kapatmıştı. Sonuçta anne akıl hastası olmuş, kızkardeş intihar etmişti.
Bu arada kilise deyince bunu Hıristiyanları kötülemek için bir malzeme olarak kullanmaya kalkmayın sakın, yoksa ayağımdaki terlikleri çıkarır ve size doğru fırlatıveririm. Çocuklara tecavüzün bizim ülkemizde daha çok olmadığını nereden biliyorsunuz. Arkadaşım olduğu için söylemiyorum, başarılı bir gazetecilik olayına imza atan Hürriyet’in deneyimli muhabiri Gülden Aydın’ın ortaya çıkardığı Siirt’teki tecavüz olayını biliyorsunuz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.