Geçtiğimiz cumartesi, Akçakoca Postası gazetesinin davetlisi olarak Rasim Ozan Kütahyalı ile beraber Akçakoca’daydık. Temmuz sıcağına aldırış etmeden salonu dolduran Akçakoca halkıyla istişare imkânı bulduk.
Darbeler tarihimizden referandum tartışmalarına kadar uzanan konuşmada söz kaçınılmaz olarak Kürt meselesine geldi. Dinleyiciler arasında Dağlıca baskınında kuzenini kaybetmiş bir imam vardı. Âdeta feryat edercesine “Dağlıca baskınını marş yapmışlar, evimin önünde çalıyorlar” dedi. Kurtuluş Tayiz’in dün çok güzel ifade ettiği gibi “‘Karakol bastım, bu kadar çok adam öldürdüm’le övünmek ilkel kabilelere özgü bir davranış” olduğu için imam kardeşimin feryadına salondaki herkes iştirak etti. Aynı şekilde BDP’li kardeşlerimin “Cenazelerimize işkence ediliyor, herkes susuyor. Başbakan ölüye işkenceyi savunuyor” isyanına da.
Hatta konu PKK’lıların ölü bedenlerine işkence etmeye gelince, Hz. Hamza’yı Uhud’da şehit ettikten sonra ciğerini söküp Hind’e getiren Vahşî’den bahsettim. Malumunuz Vahşî tövbe edip Müslüman olduktan sonra Hz. Peygamber’in huzuruna gelip kendini tanıtır ve hâlini arz eder. Fakat Hz. Peygamber “Vahşî” adını duyunca ağlamaya başlar. Vahşî, kısas hükmünün uygulanacağını düşünerek mescidin kapısında bekleyen sahabeye doğru yürürken, Hz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.