Referandumu boykot etmeyi düşünen tanıdıklarıma sandıktan “Hayır” çıkarsa tepkilerinin ne olacağını soruyorum. Aldığım cevap istisnasız bu sonuca üzülecekleri ve hem öngörülerinin hem de temennilerinin “Evet”ten yana olduğu yönünde.
Peki ya olmazsa? Malum Türkiye siyaset tarihi sürprizlerle dolu bir tarih. “Allah muhafaza” diyerek tekrar sorayım: Ya sandıktan “Hayır” çıkarsa? O zaman “Evet de aynı, Hayır da” vurdumduymazlığını sergileyebilecek kaç boykotçu var?
Sandıktan “Hayır” çıkmasının AKP için büyük bir darbe olacağı kesin. Dahası %55 “Evet” çıksa bile ertesi gün “%45 Hayır dedi” minvalinden medya propagandası başlayacağı da kesin. Hatta malum yazar tayfasının bu %45’i “Korku imparatorluğuna başkaldırı” olarak yansıttığı akla ziyan yazılar okuyacağımız da kesin.
O yüzden gelin kendimizi kandırmayalım. Boykotçular da Evetçiler de aşağı yukarı aynı türden bir memleket ve sivil anayasa özlemi taşıyorlar. Dolayısıyla Boykotçular bu kararlarında ısrar ederek sadece Hayırcıların değirmenine su taşıyorlar ve aslında hem kendilerinin hem de Evetçilerin ayağına sıkmış oluyorlar.
Bu gerçeğin başından beri farkında olan Kürt siyaseti, Abdullah Öcalan’ın da yönlendirmesiyle yavaş yavaş boykot kararından “Evet”e doğru dümeni kırmış gibi görünüyor. PKK’nın referandumdan bir hafta sonraya kadar uzanan eylemsizlik kararı da aslında “Hele şu referandum bitsin, bakalım nasıl bir hükümetle karşılaşacağız” tereddüdünü taşıdıklarını gösteriyor. Öcalan’ın bu haftaki görüşme notları ve eylemsizlik sürecinde nasıl bir siyaset inşa edileceğinin tartışılması için olağanüstü toplanacak Demokratik Toplum Kongresi’nin 21 Ağustos’taki istişaresinden çıkacak kararlar da hayatî öneme sahip.
Yazının devamını okumak için tıklayın.