Yargıtay taş atan göstericilerin üzerine ateş açarak bir insanın canına kıyan askere “bölgenin özellikleri” gerekçesiyle hiçbir ceza vermedi. “Bölgenin özellikleri” ibaresinde kendini ifşa eden bu ayrımcı anlayış yeni değil. Zira bölgede ‘güvenlik’ güçleri tarafından gayrı-meşru bir biçimde şiddet uygulandığına ve bu şiddeti uygulayanların ya tahliye edildiklerine ya da beraat ettiklerine şimdiye kadar pek çok kez şahit olduk.
Mesela Uğur Kaymaz,
12 yaşındaki kömür gözlü o güzel çocuk, küçük bedenine sıkılan
13 kurşunla öldürüldü. Uğur’a ve babasına kıyan özel harekât polisleri hukuki süreç boyunca tutuksuz yargılandı. Üstelik ‘güvenlik’ gerekçesiyle görev yerleri ve mahkemenin görüleceği yerler bölgenin dışına taşındı. Rahatları bozulmasın diye her tür önlemin alındığı bu dört polis beraat etti, yani hukuki olarak ‘aklandı’. Bu da yetmedi, polislerin iddiasının aksine herhangi bir çatışma olmadığı kanıtlanmasına rağmen ilkokul 5. sınıfa kayıtlı bir öğrenci olan Uğur ile tüm resmî belgeleri mevcut bir kamyon şoförü olan babası Ahmet Kaymaz yargı kararıyla “terörist” ilan edildi...
Yola çıkmaya hazırlanan babasıyla, ayağında terlikleri kamyona battaniye taşırken katledilen Uğur “
terörist çocuk” olurken, Kasım 2005’te Şemdinli’de sivillere zarar vermek kastıyla bomba yerleştirirken ‘suçüstü’ yakalanan ve bir kişinin ölümüne sebebiyet veren askerlerden biri dönemin GK Başkanı Büyükanıt tarafından “
iyi çocuk” ilan edilmişti. Askerî yargı da bu tanımlamaya katılıyor olacak ki sivil mahkemenin 39 yıla mahkûm ettiği askerleri tahliye etmekte hiçbir bir beis görmemişti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.